Görünmez Olanı Görmek-4-
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 25-03-2014, 18:05 #1

mehmetaluc

Bizden Biri

Görünmez Olanı Görmek-4-




Görünmez Olanı Görmek-4-
yeni yürümeye başlamış çocuk gibiydi sanki. İlk adımın attı.

Kapıyı kapattı. Arkasına bakmadan yola devam etti. Bu yol dertleri, acıları, kederleri. Bir bıçak gibi kesecek merhem olacak bir yoldu. Etrafına baktı kendisinden başak kimse yoktu, etraf da bir ölüm sessizliği hâkimdi, İlerde çığlıklar gökyüzüne perde çıkıyordu ama neden kimse yoktu? Oysa her gün işe gitmek için çıktığı yoldu bu yol; tek düze kargaşa, anlaşılmazlıklar zincirine bağlanmış Kimselerin birbiri ile ilgilenmediği gayri ihtiyarı gülümseme ile yol aldığı yoldan başkamı idi.

Geri döndü neden tek başına yürüyorum ki? Beni bu yola tek başına iten, sürükleyen nedir? Herkes nerede uykusunda tatlı, tatlı yatarken sevgilisi ile koyun koyuna ben neden bu yola çıkıyorum düşüncesi ile yola çivilendi kaldı.

Başkaları varken binlercesi neden tek başınayım diyerek geri döndü.
Düşmanım yok ki neden kaçıyorum ki? Ufuk, gökyüzü böylesine karanlıklar içinde iken akıl erdiremediği bu yoldaki arzular okyanusuna neden tek gidiyorum. Bende istekte bulunanda olmadı. Bendeki bu telaş neden, endişesi ile kapıyı açtı, içeri girdi.

Acıkmıştı mutfağa geçti dolaptaki bir parça peynir vardı aldı. Masaya oturdu bir parça ekmek almak için ekmek sepetine elini uzattı, ekmek sepetini açtı ekmek kalmamıştı bir kaç kırıntı kalmıştı. O kırıntılar ile peyniri ağzına attı; şimdiye kadar tatmadığı bir tayla karşılaştı.

Hep taze ekmek yerdi. Şaşırdı! Sadece.
Çığlıklarla irkildi. Etrafına bakındı kimseler yoktu. Korkuya kapıldı. Çığlıklar büklüm, büklüm odada yankılanıyordu. Gözleri fal taşı gibiydi. Sığınacak biri yer aradı yoktu; hiç kimse yoktu. Gözlerinin önünde bir film şeridi gibi ince yollar raks ederek yanıp, yanıp sönüyordu.

Coşmak, kaynamak, kaynaşmak işlemeli bir dantel gibi işlemek, dinlemek gerekir. Engel olan sıralanan, dalga, dalga kıvranan; olgular, varlıklar, desise, ayrılık; iyi ile kötüyü doğru ile yanlışı gösteren pusula neden yok olmuştu ki?

Haber gönderilse, haber salınsa bulunmaz mı? Kime göndermeli? Nasıl? Sorular. Sorular beynine saplanmış ok gibi acıtıyordu. Kınalı gelin gibi süslenmek de neyin nesi idi? Yolun Sonunda ne çıkarı olacaktı? Sevgili var mı idi; sarıp sarmalayacak sevgi ile? Mücevherler, evler, arabalar, yiyecek sıkıntıya uğramadan, haksızlıkların olmadığı, acılı yüreklerin huzur bulacağı ortam var mı idi?

En önemlisi özgürlük var mı idi herkes için katıksız saf, berrak kucaklayan. Karar vermek; daha iyi bilirim, bilmek. Neye göre? Bu çok önemli değil midir? Doğruldu, bunları bilmek için yola çıkmak gerekir, tek başına, karşılıksız, her sözün gücüne inanılan, armağanla dolu bohçaya ulaşmak için; korkusuzca, cesaretle yola çıkmak gerekir dedi.

Bu inançla kapıya yöneldi, kapı yerinde yoktu. Etrafı duvarlarla örülmüş, duvarlarda tersine dönmüş baş aşağı olmuş etrafında dönüyordu. Biraz önce zorlanmadan çıktığı kapı bir anda nasılda duvar olmuştu? Etrafına bakındı, boş anlamsız gözlerle, içindeki sıkıntı büyümüş bedeni patlamak üzere olan saatli bir bomba gibi patlamak ve yok olmak üzere idi.

Nasıl çıkacaktı bu anlamsız hayatta, kısır döngüde sorusuna cevap veremedi. Aman boş ver uzanayım şu kanepeye nasıl olsa yola çıkan olur bende duyarım en son çıkarım derken; battaniyeyi üzerine örterek uykuya daldı; cümle âlem gibi daldı derin uykuya. Başka günlere baharlara kaldı koşmak, derin anlamların manaların güzelliklerin yaşanacağı gelecek. Yola

Çıkılınca gelecekti. Gelecek olan yeni yürekli gönüllü yunusları beklemeye gerek yoktu. Yunus yıllar önce gelmişti ve yolu pırıl, pırıl temizleyerek gelmişti.
Elindeki silahı, kafasına dayayarak tetiği çekmek üzere iken, bir an durdu. Karşıda kendisini şaşkınlık ve yardım edememenin zorluğunu ve şiddetini gözlerinde ve bedeninde hisseden genç kadını gördü.

Bir an göz göze geldiler. Elindeki silah gayri ihtiyarı yere düştü. Genç kadındaki bu değişikliği ve onda gördüğü eziklikle başını öne eğdi. Gözleri yerde anlamsız gezinirken yanına yaklaşan genç kadının gölgesini görünce irkildi. Mahcup ve pişmanlıkla başını kaldırdı, göz göze geldiler. Genç kadın usulca yanına yaklaştı, ürkek sesle

-Affedersiniz, sizi bu duruma düşmenize sebep, huzursuzluk, yaşama son vermenize neden olan nedir? Bana anlatırımsınız? Sizi dinlemeye hazırım. Genç kadının sesinde güven vardı. Gözleri nemlendi
-Gerçek den anlatsam dinlerimsin!
-Evet, samimiyetle dinlerim sizi.
Genç kadın ürkerek yanına sokuldu koluna girdi. İlerdeki kulübeye doğru ilerlediler.
-Çok yorgun görünüyorsunuz, bu genç yaşınıza rağmen.
-Çok haklısınız. Nasıl anladınız?
-Alnınızdaki çizgilerden.
-Bu kadar açıkça belli oluyor mu?
-Evet, ama siz aldırmayın. Bunlar gelip geçici izler.

Genç kadın yaşadığı kulübenin kapısını açtı. İçeri girdiler. Kulübe çok güzel dekore edilmiş, bir kaç sandalye, bir koltuk ve eski bir kanepe eski bir buzdolabı ve küçük bir tüplü ocak ve fırından başka bir şey yoktu. Kanepeye oturdular. Genç kadın masaya doğruldu, sürahideki suyu bardağa boşaltarak genç adamın yanına geldi
-
Buyurun bir bardak su için, kendinize gelirsiniz.
-Teşekkür ederim
Diyerek suyu içti. Genç kadın
-ismim Nalân kusura bakmayın sizi başka şartlar altında misafir etmeyi arzulardım ama hayat bizi bu yol ağzında bu tesadüfle karşılaştırdı.
Genç delikanlı
-Çok haklısınız. Benim adım Süha. Memnun oldum ama tanıştığıma; sizi bu şartlar karşısında şaşkın ve zor durumda bıraktığım için üzgünüm!

-Sizi karşıda görünce, çok şaşırdım ve çaresizlikken ne yapacağımı bilemedim. Fakat seyirci kalamazdın ve bu nedenle gözlerimi gözlerinizden ayırmadan sizi seyrettim. Karşılıklı böylesine bakışmalar iletişim için çok gerekli olduğunu bir dergide okumuştum.

-Gözlerinizdeki şaşkınlık ve yardım isteğini gördüm ve kendim den utandım
-Hayır utanmayın. Hayat bu ne olacağı belli değil. Yaşam inişli çıkışlıdır.
-Yinede mahcubum size karşı!
-Aramızdaki bu konuşmayı daha samimi sürdürmek için bana nalân diyebilirsiniz
Süha bu yakınlık karşısında
-Nalân hanım desem?
-Lütfen Sühacığım, şimdi sizi derdinizi deşerek sizi üzmek istemiyorum. Hazır olunca anlatırsınız. Şimdi güzel bir öğle yemeğine ne dersiniz Sühacığım.
-Kaç gündür sıcak bir lokma yemedim. S ize zahmet olacak nalân hanım
-Lütfen aramızdaki uçurumu kaldırın bana nalân diye hatta nalâncığım diyebilirsiniz
Nalân bu samimi konuşmadan sonra mutfağa yöneldi. Süha şaşkındı. Nalân çok cana yakın bir kadındı.

Nalân soğan doğramaya başladı. Haliyle gözyaşı sel oldu. Doğradığı soğanı sahanda salçalı yağla kavurdu. Odayı muhteşem soğan kokusu ile doldurdu. Masayı hazırladı.
-Buyurun Sühacığım. Yemek hazır.
Hayatında ilk defa yağda salçada kavrulmuş soğan yiyecekti. Kokusu enfesti. Ekmeği böldü bir parça aldı gerçekten tadı çok güzeldi
-Ellerinize sağlık, çok güzel olmuş. Hayatımda yedim ilk soğan yemeği.
-Kusura bakmayın mutfak da fazla yiyecek olmadığı için yaptığım bu soğan kavurmasını umarım beğenmişsinizdir?
-Çok güzel olmuş. Ellerinize sağlık.
-Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
-Şimdi çok daha iyiyim. Teşekkür ederim yardımlarınız için.
-Rica ederim. Fazla bir şey yapmış değilim
-Alçak gönüllü olmanıza gerek yok, inanın karşıma çıkmasaydınız kendimi öldürmüş olacaktım.
-Tesadüf olsa gerek?

-Evet evet.
-Hayat tesadüflerle dolu olsa gerek ki bu yolda acıda olsa tatlıda olsa tesadüflere rastlıyoruz.
-Haklısınız ama böylesine ilk olmuştur!
-Evet. Bir daha olmaz umarım.
-Umarım yani. Ne diyeceğimi şaşırıyorum
-Önemli değil. Üzülmeyin. Anlatmaya hazır mısınız? Sizi böylesine üzen ve hayatınıza son vermeye iten nedeni öğrenmek istiyorum.
-Nasıl başlasam bilemiyorum.
-Özür dilerim, çay içer misiniz?
-İçerim, mümkünse.
-Öyleyse bekleyin ocağa demlikle suyu koyup geleyim öyle anlatmaya başlayın.
Süha kulübeyi gözleri ile süzdü. Sade kendi halinde şirin bir evdi. Duvarda bir adet genç delikanlı resmi asılı duruyordu.
-Resimdeki kim acaba?
-Sevgilim.
-Çok yakışıklı
-Buyurun sizi dinliyorum
-Ağladınız mı? Neden? Sizi üzdüm mü?
-Yok, ben bazen böyle ağlarım
-Resimdeki sevgilinizi sorunca mı ağladınız. Sahi sevgiliniz nerede?
-Geçen yıl öldü.
-Üzüldüm.
Kulübe bir an sessizliğe büründü. Nalân
-Sizi dinliyorum, lütfen.
-Nasıl başlayacağımı bilemiyorum!
-Bir yerden başlayın.
Mehmet Aluç
Arkası Yarın



Benzer Konular

Görüntüleme:461, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:29 .