Sokağın Çocukları

#1
Sokağın Çocukları

Black Dreams Film A.Ş. İftiharla Sunar

Yapım: 2014

Oyuncular:BlackDreams,Amour,Ârz,Külkedisi, güzün son yaprağı,Bettina*, Bitmeyen Huzur, Yare-i Yarim, ,Forsaken,Büsra, Ask-ı Derun, Sahil, Tyrol, Vera, Ariana, Chn, MehmetAluc,Eylül Aski

Tür: Dram, Aksiyon
Senaryo: Yönetmen
Yönetmen:Yönetmen
Yardımcı Yönetmen : Black Dreams
Konu : İslam ümmetinin görmezden geldiği çocukların, burjuva gençleriyle yer değiştirmesi ve yaşanan aksaklıkların gezi eylemleriyle birleşmesi..

Yapmamız Gerekenler

1- Öncelikle fragmanı izleyip, bi konuyu hatırlayalım
2- Tamamen boş vaktinizde okuyun, şimdi biraz, sonra biraz olmasın.
3- Saçma gelebilir çoğu sahneler. Bu benim hayal dünyam, ben öyle istedim.
4- Her türlü eleştiriye açığım




Gezi eylemleri


Kaderime isyan ettiğim ve kaderime küfür ettiğim anlardı. Aylardan Ekim, senelerden 2013 ve günlerden cumartesiydi. Eğer iyi bir ailenin çocuğu olsaydım ve sıradan bir memur babam olsaydı bu cumartesi gününü beraber geçirebilir belki de balık tutmaya gidebilirdik? Kim bilebilir ki? Her neyse küfürlere kaldığım yerden devam ediyordum.Küfürlerimi sağa sola savurduğum anda nedendir bilinmez ağzıma bir ilahi dolandı. Belkide tanrı küfür etmemi istemiyordu.. İsmiminÂrz olması, zaten doğuştan şansız olduğum anlamına geliyordu. Neden Ârz ?Neyse bunu sonra anlatacağım. Soğuk kış günlerinde evsizlerin, yurtsuzların ve kimsesizlerin kalacağı yerler bu köhne ve başı boş evler. O kışın şiddetli soğuğunda donup kalmazsan şanslısındır ahbap. Yaza çıkan şanslımıydı bilmem ama çıkmayı istemeyenler de yok değildi. Mesela bizim mehmetaluc ve oğlu Chn. Her kış ölmek için dua ederdi. Ama mehmetaluc'un Tanrı ile arası bozuktu. Duaları kabul olmuyordu. Bizim Vera ise Mehmetaluc'tan tamamen zıt düşünüyordu. Neyse hikayeme devam edeyim. Soğuktan bir köşeye büzüldüğünde bitkinlikle birlikte gözlerin kapanır, kapattığın anda başka bir tehlike belirir. Donarak ölüm!! Evet evet içiniz ürpermesin, donarak ölüm.. Bizim Forsaken geçen kış donarak ölüyordu. Son anda farkında vardık. Gece yarısı herkesten soğuktan tir tir titreyip öksürürken, Forsaken kıpırdamadan uyuyordu. Chn şakayla karışık bir tekme attı Forsaken'e. Ama ses seda çıkmadı. O an anladık ters bir şeyler olduğunu. Size komik gelebilir ama sıcak suyumuz olmadığı için, Forsakenin üzerine idrarımızı yaparak vücutunu sıcak tutmaya çalıştık. Biz evsizlerin en büyük tehlikesi budur, donarak ölmek.. Baba oğul olan Chn ve Mehmetaluc'un yeri ayrıdır bizde. Bide kardeş olanlar var Bettina* ve Yare-i Yarim. Onları daha sonra detaylı anlatacağım. Mehmetaluc yatalaktı ve oğlu Chn ona zulüm ediyordu sürekli. Nedenini bir türlü anlatmıyordu bize.. Neyse burjuvalar, Aşırı soğuktan zihinsel, bedensel açıdan uyuştuğum ve felce varacak derecede donar vaziyette iken, saçlarımın dibine kadar kızardığını hissettiğim her şeyin bittiğini sandığım anda, bir elin omzuma dokunduğunu hissettim. Omzuma dokunan her kimse beni kucaklayarak götürdüğünüz zar-zor anımsıyorum. Zaten istanbul karışıktı. Şansıma taksimin arka mahallesinde oturuyorlardı. Mecburen gezi parkı'nın yanından geçmek zorunda kaldık. Gezi eylemleri kaldığı yerden devam ediyor ve her gün birileri canından oluyordu.Evin kapısını orta yaşlarda bir bayanın açtığını hatırlıyorum. Adamın, atkısını yüzüne doladığından, yüzünü görememiştim ama eve girdiğimizde atkısını çıkardığında yüzünü görebildim ancak. Bana elini uzatarak, benim adım Ask-ı Derun dedi. Tir tir titreyen bedenimle, benimde adım Ârz dedim. O esnada kadın yanımıza kadar gelerek, benimde adım Külkedisi dedi.

Ask-ı Derun : Hadi canım, misafirimize sıcak bir çorba hazırla.

Kadıncağız bu kimdir diye sormadan mutfağa gitti çorba hazırlamak için. Titremem yarım saat kadar sürdü. Çorbanın mis kokusu burnuma kadar gelmeye başlamıştı.Biraz sonra sıcak çorba geldi, kana kana doyasıya içtim. Çorbayı içtikten sonra kendimi daha iyi hissetmiştim. Dışarıda donma derecesine geldiğim için sobaya fazla yaklaştırmamışlardı, oysa şimdi gürül gürül yanan soraya resmen sarılmıştım. O anda aklıma Yare-, yarim, Vera,Ariana, Amour, Güzünsonyapragı, Chn, MehmetAluc geldi. Kim bilir şu an bir parça ekmek bulmak için neler yapıyorlardı. Keşke yanımda olsaydılar.. Neyse, iki günden beri ağzıma bir lokma koymamıştım kardan başka.. Oysa şimdi sıcak çorbamı içerken ekmeği de hızla koparım mideme götürüyordum.

Sokağın Çocukları


Külkedisi : Zavallı, ne kadarda acıkmış..

O esnada Ask-ı Derun bana dönerek;

Ask-ı Derun : Ne zamandır açsın?

Ârz : iki günden beri.

Külkedisi : Canım soru sormada bırak çorbasını içsin.

Ask-ı Derun : Evet evet, sende bir yatak hazırla uyusun dinlensin.

Külkedisi, ayağa kalktı sofrayı topladı ve çocuklarının odasını,Ârz'a hazırlamaya gitti. Ellerimi yıkadıktan sonra bana hazırlanmış olan ama bir başkasına ait olan bir yatağa girdim. Odaya bakılırsa benim yaşlarda bir genç kızın odası olmalıydı. Gözlerimi kapatmadan bu muhteşem gün için, varlığından şüphe duyduğum Tanrıya teşekkür ettim. Karnım tıka basa doymuştu. Üşümüyordum da artık. Bu yaşadıklarım rüya mıydı acaba? Ara sıra kendimi çimdikliyordum. İçimden 'ah' çektiğimde bunun rüya olmadığına ne kadar seviniyordum bilemezsiniz. Yumuşacık yatağa girdiğimde bulutların arasında uçuyordum adeta. Üzerimdeki pis kokak ve kalın elbiseler yerine yumuşacık mis gibi kokan ama bana biraz büyük gelmiş olan pijamayı giydiğim anda yeni bir konfor duygusu içimi kapladı. Ah bazı çocuklar ne kadarda şanslı.. Üzerime örttüğüm şeyler ilk defa batmıyordu tam tersine tenimi okşuyordu.Alışık olduğum yatak türleri saman ve kuru otlardan meydana gelen döşeklerdi. Yastığım bazen bir taş ya da yırtık ayakkabım, üzerimde ise bir kaç gazete parçası.. Oysa o gün sarıldığım yorgan ne kadar yumuşak ve rahattı. Çöplerin pis kokusu yerine mis gibi gül kokusu yayılıyordu etrafa. Bu koku bile insana mutluluk vermeye yetiyordu. Rahat ve korkusuz bir gece geçirmiştim. Donmaktan kurtulmuş ve yumuşacık yatağın içinde uyudum. Bu rüyamın bitmemesi için, daha öncede belirttiğim varlığından şüphe ettiğim Tanrıya dua ediyordum. Gecenin zifiri karanlığı, fırtınanın çılgınlığı, kötü insanlarından, balici çocuklardan ve saldırgan köpeklerden korkmak yoktu bugün. Abartmıyorum bir hafta uyudum. Arada bi uyanıp yemek yediriyorlardı bana, sonra tekrar uyuyordum. Beni göndermek istemiyorlardı sanki.. Fakat arada bir aile kavgasına şahit oluyordum. Genç bir kız anne-babasına feryat ediyordu. Sanırım bu kız odasını işgal ettiğim kızdı. Külkedisi ve Ask-ı Derun ise bana bir şey belirli etmemeye çalışıyorlardı ama ben anlıyordum. Sanırım gitme vaktim gelmişti. Külkedisi ve Ask-ı Derun çok iyi insanlardı. Ask-ı Derun bir fabrikada işçi olarak çalışıyor ama yüreğinde binlerce holding sahibi bir vicdan besliyordu. Külkedisi ise ev hanımıydı. Rahat ve huzurlu geçen bir hafta sonunda ayağa kalkmaya başladım yavaş yavaş. Yağmurlu, karlı, buzlu ve insanın kanını donduracak derecede soğuk günlerden, sıcak çorbalı günlere geçmiştim. Geçen haftaya kadar cılız bir çocukken, bir hafta içerisinde gözle görülür derecede kilo almıştım. Kalbimi dolduran duyguların hoşluğu ve güzelliği beni huzurlu ve mutlu ediyordu. O esnada odasını işgal ettiğim kız eve geldi, geldiğini ise bağırmasıyla anlamıştım.

Elephant : Bu lanet evdeki pis kokulu şu çocuk ne zaman gidecek!!!!!

Ask-ı Derun : O bizim misafirimiz kızım, bağırmadan konuş.

Elephant : Misafirliğin kısa olanı makbüldür, derler!!!

Ask-ı Derun : Bana bir daha ses tonunu yükseltme, aksi takdirde..

Elephant : Evet, aksi takdirde baba?

Ask-ı Derun : Neyse.

Elephant : Neyse diil baba, ben yapacığımı biliyorum. Tüm bu konuşmaları dinlerken, kapım şiddetle açıldı ve kapıda duran, yatağını işgal ettiğim kız karşımda dikiliyordu. Sağ elinin baş ve işaret parmaklarıyla burnunu kapatarak;

Elephant : Geldiğin çöplüğe geri dön, diye bana bağırdı.
Bu dünyalar güzeli kızın benle böyle konuşması beni yerin dibine sokmuştu ama utanmamıştım. Hak ettiğim ve sürekli duyduğum laflardı. Cevap vermedim. Cevap vermeye tenezzül bile etmedim. Çünkü kız haklıydı. O esnada Ask-ı Derun gelerek ,Elephant'ın kollarından sert bir şekilde tutarak odadan çıkarttı. Yorganı üzerime çektim ve gözyaşlarıma hâkim olamadım. Göz yaşlarım dudaklarıma değdiğinde, göz yaşının neden tuzlu olduğu sorusu aklıma geldi. Gözlerimi kapadım ve uyudum.Uyandığımda Ask-ı Derun ve eşi Külkedisi başımda dikiliyordu. Ask-ı Derun lafa girdi.

Ask-ı Derun : Eşimle birlikte seninle ilgili bir karar aldık.

İşte o an sokaklara ve soğuğa dönüyorsun dedim içimden.Yıkılmamak için kendimi zor zapt ettim. Gözlerimin içi yandığından, görme organım işlevini yapamaz hale gelmiş ve yüreğim yerinden fırlayacak gibi olmuştu. Ask-ı Derun konuşmasına devam etti.

Ask-ı Derun : Bizimle kalmak ister misin? Yani cümleye böyle giriş yaptığım için üzgünüm, yani sürekli değil. Bir sürelik. Benim kızım ve benim kızım mantığındaki bir çok insana ders vermek için? Anlamadın di mi?

Ârz : Hayır, gerçekten anlamadım.

Külkedisi : Vallahi ben bile anlamadım.

Birlikte gülüştük. Ask-ı Derun tekrar anlatmaya başladı.

Ask-ı Derun : Seni misafir olarak yaklaşık 10 gündür ağırlıyoruz ve bu 10 gün içerisinde başta bizim kız olmak üzere, bir çok gence yardım edebilirsin. İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlar.. Bizim kız Elephant, üst komşumuzun kızı Sahil, ve diğer apartman sakinleri 3 günlük siz sokak çocuklarıyla bizimkileri yer değiştireceğiz. Bakalım rahatlığa alışmış olan bu çocuklarımız, sizlerin çektiği acıları kaç gün, pardon kaç saat çekebilecekler? Yani bir nevi sana yardım ederken, seninde bize yardım etmeni istiyoruz ve bu oyun sadece biz üçümüz arasında kalacak. Ve bu işin sonunda, apartman sakinleriyle beraber ortak toplayacağımız para ile size bir daire tutup sıcak bir evde yaşamanızı sağlıyacağız, diğer taraftan ise çocuklarımız bir nevi yaşamı öğrenecekler..

Külkedisi : Bir taşla iki kuş yani.

Ask-ı Derun : Aynen öyle.

Ârz : Peki efendim, bana ve arkadaşlarıma uyar. Ne zaman başlıyoruz.

Ask-ı Derun : Hemen yarın. Ben şimdi tüm daireleri tek tek dolaşıp, boktan bir sebeple çocuklarıyla kavga etmelerini isticem. Şimdiki nesil çok farklı. Aileyle ufak bir kavgada evden uzaklaşmayı marifet sanıyorlar. Bunlardan biri evden uzaklaştımı, diğerleri ise domino taşı gibi birbirini takip ederler..

Ârz : Bu oyun baya heyecanlı duruyor, diyerek gülümsedim. Onlarda gülümsedi. Gülümseyerek evden ayrıldım ve durumu izah etmek üzere arkadaşlarımın yanına gittim. Bizimkiler ortada yanan ateşin etrafında toplanmışlardı. Herkes tek yere odaklanmıştı. Chn'a. Chn her zamanki gibi bir kağıda yazmış olduğu duygularını sesli ve duygulu biçimde anlatıyordu.

Sokağın Çocukları

Yüzünü unuttuğum, sesini her tarafta duyduğum Özlem'e. Özlemime.
Özlemek kelimesinin köküdür özlem.. Gözlemlerimizden arıttıklarımızdır özlemlerimiz. Öznesiz özlem, nesnesiz gözleme benzer. Her neyse azizim. Anlayacağın, kelimelerim ben gibi karışık ve devrik.İstenmeyen evlat gibi,akraba evliliği misali.. Neyi özler insan? Neden özlem duyar? Tam şuanda tavana bakmış bir vaziyette, dünün bıraktığı enkazı, yarın için ayıklıyorum. Odam berbat kokuyor. Çarşafı buruşmuş bir yatağın üzerinde, sırt üzeri uzanmış tavanı izliyorum. Ruhumu sürekli bir yerlerinden çekiştiren o bilindik yalnızlık yine burada. Tavanın köşesine ağ kurmuş örümceklere bakıp gülümsüyorum.Sık sık oluyor bu ve biliyorum siz de aynı hissi çok kez hissettiniz. Çok kez tavana dikip gözlerinizi yaşadıklarınızın anlamsızlığını sorguladınız. Soğuk bir duş dahi uzaklaştırmadı sizi kendinizden. Yine aynısı oluyor. Yine ellerim soğuk. Yine kalbim olağandan hızlı çarpıyor... Ayağa kalkmak istemiyorum. Uyumak, yine uyumak ve tekrar uyumak! Bütün istediğim bu. Ve uyanmak var sonunda, her şeyin sonunda uyanmak var, anlamak var! Anladığını yorumlamak, yorumladığını kabullendirmek, kabullendirdiklerinle birlikte yaşamak var! Tam bu esnada hayalinden sıyrılıp, daha tatlı bir hayal kurarsın.

MehmetAluc : Lan Chn!!!

Ufak bir ev. Yatak odasına atılmış tek kişilik bir yatakta çift beden. Salonda televizyonun karşısındaki üçlü koltuk. Yerde geyikli desenleri bulunan bir halı. Duvarda dede yadigari bir tüfek.

MehmetAluc : Lan Chn!!! Sana sesleniyorum. ( Chn duygularını anlatırken zaten nefret ettiği babasının seslenişini duymamazlıktan geliyordu. )

Hayalinden birden kurtulup özüne dönersin.

MehmetAluc : Lan Chn!!!

Boktan bir günün ardından hemen şuan, bu sadece bir vaktin sonrası demek değil! Bu, sonraların peş peşe dizilip, örgütlü bir halde bedenine ve ruhuna çizikler attığının an be an kanıtı! Ne de güzel kanıtlıyoruz yaşama kendimizi. Oysa üstümüzdeki sorumlukların tek nedeni de bu; birilerine kendimizi ispat etme çabası! Bütün bunlar birleştiğinde kendimizi, her baktığımızda bir an daha sonrasında bulduğumuz nefes alıp verme oyununda saçmalayan oyunculardan fazlası olmadığımız ap açık çıkıyor ortaya. Saçmalıyoruz be. Öyle böyle değil, çok sağlam ve planlı saçmalıyoruz. Kırıntıları bile yok güzel sözlerin, günlerin, her defasında saçmalanmış, belirli.... Bakıyorum, düşüyor her şey, sessiz sedasız, sesli, sedalı, kavgasız, kavgalı, yarım halde ve çoğu zaman tam halde, düşüyor...

MehmetAluc : Lan Chn!!! Lan itin oğlu!!!!!

Dediklerimi anlıyor musun? Anlamak için dinliyorsan eğer, anlayamazsın, hissetmen gerek. Anlıyorsan aklından bir sürü insan geçiyordur ve aklından bir sürü insan geçerken genelde küfredersin. Şimdi beni anlıyor musun? Ben beni anlamıyorum bilmelisin, beni anlıyorsan yanılıyor olabilme ihtimalin yüksek. Ah her neyse azizim. Beni ben terk edeli çok oldu. Ve birden..Cem adrian şarkısı gelip sıkar boğazını..

Sen bir Cem Adrian sesi
Ben bir Cemal Süreyya dizesi..
Allahım sana geliyorum, otomata bas.

Kısa süren bir sessizlik oldu. Ortada duygu yoğunluğu vardı. Amour'a baktım. Chn'a odaklanmış göz yaşları ağır hareketlerle dudaklarına süzülüyordu. Bir elinde kitap olan Yare-i Yarim, elinden kitabı düşürdü ama bunun farkında değildi. Müzik dinlemekle meşgul olan Vera müzikteki kelimeleri duymuyormuş gibi başka hayallere geçmişti. Bu duygu yoğunluğunu yaşamayan tek isim Ariana idi. Chn ile anlamsız olan küskünlükleri devam ediyordu ve bu sıradan duygu yoğunlaşmasını anlamsız bulmuş olsa gerek lafa giriyordu.

Ariana : Bittimi mk?

Chn : Benim özlemim sende iyi bili.

Ariana : Kes daha fazla uzatma.

Vera : Lütfen gene başlamayın.

Ariana : Sende kes vera.

MehmetAluc : Lan Chn!!! Lan itin oğlu!!!!! Ulan şerefsiz köpek!!!!! Chn, sinirli hareketlerle birden doğruldu. İstanbul Outet Center'dan alddığı şahane deri bir kemeri vardı. Bir evsize ve sokak çocuğuna göre baya pahalı ve gösterişli idi. Kafasına koymuş ve almış. Saygı duymak gerekir. Babasının yanına giderken çıkarmaya başladı kemeri. Düşük voltajlı çıplak ampülün aydınlattığı, rutubetten duvarları yeşermiş koridora indim, Chn koşmaya başlayınca ben de koştum. Duvar kenarındaki divanda yatan babasına vurdu kemerle '' Ne bağırıyorsun lan'' dedi. '' Ne bağırıyorsun! '' ''oğlum ne yapıyorsun lan! deyip üstüne atladım. '' Sen karışma Ârz diyerek itti beni.'' Beni ittikten sonra babasına vurdu yine kemerle. Mehmetaluc kafasını elleriyle kapatıp ağlamaya başlamıştı. Babası yorganın altına gizlenmişti. Başını çıkardı, salyaları akmıştı ağlarken, elinin dışıyla ağzını sildi. '' Korkuyorum Chn'' dedi. Chn kemeri bıraktı, '' Neden korkuyorsun lan'' ?

MehmetAluc : Yalnız kalmaktan.

Chn : Aşağıdaydım ya. Hepimiz ordayız. Niye korkuyorsun lan.

Mehmetaluc : Her şey üstüme geliyor Chn. Oğlum. Ne çektiğimi bilmiyorsun, diyerek elinin dışıyla gözlerini sildi. Bembeyaz zayıf bir suratı vardı. Çene ve elmacık kemikleri aşırı biçimde öne çıkıktı. Alın derisi gerilmişti. Neredeyse hiç et yoktu suratında. Seyrek sakalları boşlukta uzamış gibiydi. Derinlere kaçmış gözleride belirli belirsiz bir ışık olmasa, anatomi derslerinde kafatası olarak incelenebilirdi.

Chn : Biz şimdi aşağıya iniyoruz. Sakın bir daha böyle hareketlerde bulunma.

mehmetaluc : S.ktir git lan!! Yahudi çocuğu. Chn

tam gidiyordu bu laf üzerine geri döndü. Bir elimle boynundan bir elimle de omzundan çekip tutmaya çalıştım, koridorun ortasına kadar peşinden sürükledi beni. Yere düştüm, kafamı yerde duran taşa çarptım. Arkadan Chn'a sarılmak istedim. Dirseği burnuma geldi, beynime kadar hissettim o acıyı, elimi alnıma bastırdım sertçe. Chn yorganın altındaki babasına iki eliyle ara vermeksizin yumruk atıyordu. En sonunda diğer tüm arkadaşların gelmesiyle Chn'ı zapt edebildik ve aşağıya indirdik. Tekrar döndüm babasının yanına gittim, nabzına bakmak istiyordum ama korkuyordum. Altına yapmıştı, felaket kokuyordu yatak. İki parmağımı boynuna bastırdım, bir şey duyamadım. Yavaşça kendime çevirdim. Gözlerini birden açtı, üç-beş sarı dişi kalmış kanlı ağzıyla gülümsedi bana. Korkuyla geri çekildim, dizlerimin bağı çözülmüştü. Sağa sola tutunup duvara yürüdüm, iki-üç tekme attım dizlerimin titremesini önlemek için ama durmadı. Yere oturup sırtımı duvara, yüzümü babasına çevirdim.

mehmetaluc : Ârz, evladım.

Son nefesini vermeden önemli bir şey söyleyebileceğini düşümdüm biraz daha yaklaştım.

mehmetaluc : Annesi öldükten sonra kendimizi toplayamadık. Malüm kazadan sonra bende yatalak kaldım. Akli ve bedeni özelliklerimi kaybettim farkındayım. Ama iyi dinle bak.Vasiyetimdir. Hükümetin dikkatini çekin. Şu an tüm türkiye gezi eylemleriyle çalkalanıyor ve şanslısınız ki merkezi hemen şurası. Taksim. Gidin oraya. Kurun barikatınızı. Alın karşınıza Toma'ları. Anlatın derdinizi. Dayağınızı yiyin, jopları bir tarafınıza soksunlar. Ama yapın. Oradaki amacınız polis taşlamak değil, etrafa zarar vermek değil. Sizi fark etmelerini sağlamanız olsun. dedi ve gözlerini kapattı. ağladım.bir daha ağladım.ve bir daha ağladım.ve kendime orada söz verdim.Eylemlere gideceğim.Hükümete karşı duracağım ve bizi fark etmelerini
S- A - Ğ - L - A - Y- A-C-A-Ğ-I-M.
Benim adım Ârz.
Bunu yapacağım.

Sokağın Çocukları


1 Hafta Sonra...

MehmetAluc'u kendi imkanlarımız çerçevisinde defnettik. Chn hariç hepimiz üzgündük. Chn, annesinin ölümünün babası yüzünden olduğuna inanıyor ve ona kin besliyordu. Üstelemedik. Şimdi Ask-ı Derun ve Külkedisi'nin bana ettiği teklifleri kader arkadaşlarıma anlatmam gerekiyordu.
Öncelikle en yakın olan arkadaşım Forsaken'e durumu anlattım. Anlayışla karşıladı ve diğerlerine anlatmak için uygun fırsatı bekledim. Akşam oldu. Ortaya ateş yakılmış ve etrafında oturuyordu bizimkiler. Chn ve ariana her zamanki gibi tartışıyor, vera müzik dinliyor, yare-i yarim ise kardeşi Bettina* ile kitap okuyor, güzünsonyapragı ise elindeki radyonun ne dediği anlaşılmayan bir spikerini dinleyip gezi eylemlerini takip etmeye çalışıyordu.

Ârz : Arkadaşlar herkes bana odaklanabilir mi?

Çıkışım kabul edilmiş olsa gerek, tüm gözler benim üzerime toplandı. Ve kısaca Ask-ı Derun, Külkedisi ve Elephant'ı anlattım. Konu pek ilgilerini çekmemişti. Ama daha son kozumu oynamamıştım. Ve Ask-ı Derun ile Külkedisi'nin teklifini anlattım. Homurdandılar.

Ariana : Böyle bir şeyi ben yapmam. Evsiz olabiliriz ama gurursuz değiliz.

Chn : Biraz geniş düşün özlem.

Ariana : Özlemininde senind....

Chn : Biraz daha geniş düşün.Bu yapacağımız şey bizim hayatı öğrenmemiz için değil, sadece bazı insanların bizi farketmeleri ve hayatı anlamaları.

Ariana: Hayatın mk. dedi ve oradan sinirlice uzaklaştı.

Ârz : Vera sen ne düşünüyorsun?

Vera : Sonucunda canı yanan biz olacağız ama kabul ediyorum.

Yare-i Yarim : Bendende kabul.

Bettina* : Abim kabul ederse tabikide.

Chn : Tamam o zaman. Ariana'yı bana bırakın siz.

Amour : Uww sıcak yemekler ha? Tabiki evet.

Sokağın Çocukları


Uyuduk,uyandık ve tekrar sokaklara döküldük. Aynı akşam marketten bolca alışveriş yapmış olduğu besbelli olan iki kişi bizim yaşadığımız yere doğru geliyorlardı. Gelenlerden sadece Ask-ı Derun'u ve Külkedisi'ni tanıyordum ama yanlarında gene o yaşıtlarda olan 2-3 çift daha geliyordu. Onlarda sanırım bu oyuna katılacaktı.
Boğazımı temizleyerek söze başladım.
Ârz : Daha önce konuştuğumuz gibi olacak her şey. Fakat planda bazı değişikler yapmak zorundayız. Bizim Chn'ın babası vefat etti ve arkasında bir vasiyet bıraktı.
O anda herkes homurdandı. İlk defa orada açıklıyordum bunu. Durum dahada büyümeden can dostum Forsaken lafı aldı.

Forsaken : Vasiyeti yerine getirirken diğer yandanda, bu ailelerin çocuklarına gerçek hayatı göstermek için mücadele vereceğiz. Ekstra yapmamız gereken bir şey yok zaten. Alışagelmiş bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz. Fakat ben ve Ârz bu süreçte pek yanınızda olamıcaz. Gezi eylemlerine katılıp, mehmetaluc'un vasiyetini yerine getireceğiz.
Kimse itiraz etmedi.
Ertesi Gün Plana göre aileler çocuklarına hiçten yere baskı kuracak ve bizim yaşadığımız bu hayatı sadece 3 gün katlanamayacaklarını sürekli söyleyeceklerdi. Gençler ise, 21.yüzyılın verdiği cesaret ve saygısızlığı kullanarak 3 gün değil 3 haftada olsa kendi ayaklarımız üzerinde durabileceklerini söyleyeceklerdi. Ve bu takasın başlamasına çok kısa bir süre kalmıştı. Bende mehmetaluc'un vasiyetini yerine getirmek için bir yerden başlamalıydım. Sokak çocuğu olmamıza rağmen hepimizde teknolojinin en eski harikalarından olan 3310 telefon bulunmaktaydı. Bizim bizden başka kimsemiz yoktu. O yüzden sürekli irtibatta bulunmamız gerekiyordu. Eylemlere gidip vasiyeti yerine getirmek için hazırlandım ama Forsaken'i bulamadım. Hemen numarasını çevirdim.

Ârz : Nerdesin?

Forsaken : Nerde olacağım. Taksim'deyim.

Ârz: Neden beni beklemedin? Nerdesin Taksim'de?

Forsaken: Gezi parkındayım işte.

Ârz: Parkta nerdesin?

Forsaken: Şeydeyim. Hmmm. Şimdi burada ağaçların altında oturan gençler var ya, onların önündeyim.

Ârz: O nasıl tarif lan?

Forsaken: Sen bir yer söyle lan o zaman. Burası çok karışık, her şeyde bir şey var. Bir yer söyle, orada buluşalım.

Ârz: Parkın meydan tarafındaki girişine gel o zaman, dedim. İnce uzun bayrakları vardır, kırmızı siyah, Gördün mü? Aferin. Orada bekle şimdi. Sıradan gezi eylemcisi gibi dur. İnanıyormuş gibi dur. Daha önce dünyanın çeşitli bölgelerinde eylemlere katılmış gibi profesyonelce dur, dikkat çekme a.na koyim.

Forsaken, gözlerini yere dikmiş, ellerini saçları arasında gezdirip duruyordu. Yüzünün rengi çekilmişti, çatal çatal olmuş kısık sesiyle ;

Forsaken : Olum, biz vasiyeti yerine getirmek için buradayız ama daha kötü bir şey oldu.

Ârz: Ne oldu lan?

Forsaken: Bettina* kayıp. Şimdi abisi aradı. Muhtemelen kaçırmışlar kızı ve burada gezi eylemlerinde görülmüş.

Ârz: Nasıl olur lan bu? Kim neden yapsın?

Ârz: Olum biz napacaz şimdi? Bettina*'yımı bulacaz? Vasiyeti yerinemi getirecez? Burjuva gençlerine hayatımı öğretecez. Biz napacağız olum?

Amansızca koşuşturak, sağa-sola çarparak, eylemcilerin polislerin içerisinde deli divane koşarak Bettina*yı bulmaya çalıştık. Olmadı. Ona bir not bırakmamız gerekiyordu. Barikatlar kurulmuş, polis geri çekilmişti. Tecrübeli eylemcinin biri barikatlara notlar düşüyordu ve gelen geçen herkesin dikkatini çekiyordu. Forsaken eylemcinin elinden spreyi aldı ve bana uzattı.

Forsaken : Al sen yaz.

Düşündüm aklıma bir şey gelmedi. Yan taraftaki barikatlara yazılmış notlara bakarak kopya çekeyim dedim.

'^' Allah'ını seven Defansa gelsin'^' yazısı dikkatimi çekti. Hayır bu olmazdı. Bu fazla ciddiyetsizdi. Eğer Bettina*ya bir şey yapıldıysa acısını çok pis çıkaracaktım. Biraz daha düşündüm.Buldum.

'^' Kırılan bütün kalplerin hesabını soracağız'^' Ârz & Forsaken

Sokağın Çocukları


O esnada polis tekrar saldırmaya başladı. Polis meydanı tekrar ele geçirip İstiklal Caddesi'ne ve bulvara girdiler. Polisler, sokalardan ve parktan başını uzatan olursa sıkıyorlardı boyalı mermiyi yahut gaz fişeğini. Bir polisin bana baktığını gördüm, ayaklarımı topladım. Topuklamaya hazırlanıyorduk ki, o esnada o efsane polis sahneye çıktı. Kask numarasını daha sonra araştırıp isminin Tyrol olduğunu öğrendik. Gaz bombası tüfeği omzunda, kendinden emin adımlarla ilerledi, arka arkaya iki tane sıktı, karanlık bulvarı tüfeğinin namlusundan çıkan kıvılcımlar aydınlattı. Hafif geri çekilip havada dümdüz ilerleyen gaz bombalarını izlerken tüfeği ortasından kırdı, boş kapsüller yere düştü tıpır tıpır. Yelek cebinden yeden kapsülleri koydu tüfeğe. O ara gaz kapsülünün birini geri attılar. Koştu, sol ayağını öne basıp diğer ayağının dibiyle vurdu kapsüle, kapsül havalndı, ilk attığı bölgeye geri indi. Bir tane daha sıktı. Gözlerine yeşil cep lazerleri tuttular dört bir yandan. Adam harbiden 10 numaraydı. Üniformanın hakkını sonuna kadar veriyordu. Masum vatandaşların ödediği vergilerle aldığı maaşı son kuruşuna kadar hak ediyordu. Yarım saatte otuz sekiz atış, on dört tam isabet, dört kafa travması, iki göz kaybı, muhtelif yerlerden sekiz fişek yaralanması artı solunum güçlüğü çeken yüz seksen hafif yaralı insana sebep olmuştu.

Ben ve Forsaken aramalara tüm hızla devam ederken, Bettina'nın abisi Yare-i Yarim de aramıza katıldı. İnanılmaz sinirliydi. Bu durumuda normaldi zaten. Önümüze eylemci-polis-provakatör-esnaf kim çıkarsa çıksın, kızı soruyorduk ama bir türlü gören olmamıştı. Umutlarımız bitiyordu, şansımızı tekrar deniyorduk. İsminin Muhammed olduğunun söyleyen biri yardımcı olabilecek şeyler söyledi.

Muhammed : Sizin kardeşinizi kaçırsa kaçırsa, Her şeye Başka bir şey diyen parti mensup üyeleri kaçırmıştır.

Yare-i Yarim : Neden böyle yaptılar sence?

Muhammed : Çünkü her şeye başka bir şey diyorlar, Uludere'ye Roboski, Diyarbakır'a Amed, Ahmet'e Mehmet. Yeter artık.

Yare-i Yarim: Ne var ki bunda, bende hayatım boyunca her şeye başka bir şey dedim.

Muhammed : Olabilir. Herkesin her şeye başka bir şey demeye hakkı var ama daha kötü şeylerde var.

Yare-i Yarim: Neymiş?

Muhammed : Kendi çadırlarına kendi başkanlarının posterini asmışlar.

Yare-i Yarim: Hassasiyetini anlıyorum moruk. Şu an siyasetten ziyade kardeşime odaklansak?

Muhammed : Tamam işte lavuk. Senin kardeşini kesin bunlar kaçırmıştır.
Yare-i Yarim: Ulan neden öyle bir şey yapsınlar?

Muhammed : Ev hapsinde tutmak için. En son ev hapsi istiyorlardı.

Yare-i Yarim: Saçmalama lan. Ev hapsi öyle bir şey mi?

Muhammed : Olum biraz geniş düşün. Adamlar terörde dünya markası. Herşeyi yapabilirler. Öldürülmüş bebekleri düşün. Bebekleri öldürenler senin kız kardeşine neler yapmaz?

Yare-i Yarim : Allah kahretsin. Barış sürecinde değil miyiz lan?

Muhammed : Sakin ol. Bir düşün. Barış sürecindeyiz ama Amerika barış istiyor mu bakalım? Ayrıca ortadoğu ne alemde? Her gün çocuklar ön saflara sürülmüyor mu? Her gün çocuklar kaçırılıp dağa götürülmüyor mu? Her gün çocuklar öldürülmüyor mu? Sen yine de sakin ol.

Ayağa kalkıp uzaklaştı. Ben, Forsaken ve Yare-i Yarim yerimizden kıpırdamayadık. Muhammed uzaklaştı bizden. Aradan iki üç dakika geçti. Yare-i Yarim sinirlerine hakim olamadı ve çadıra doğru yürüdü.

Yare-i Yarim : Silahlı örgütünüzün sözde bölge sorumlusuyla görüşmek istiyorum.
Adamın yüzü değişti. Çevremdeki soğuk bakışları hissettim.

Yare-i Yarim: Ne oldu, dedim. Sözde lafı mı koydu? Nerdeyse o sorumlu çıksın gelsin karşıma.

Birhan Murathan : Yürü git lan.

Yare-i Yarim: Kız kardeşimi nereye sakladınız lan! diye bağırıp girişteki masaya bir tekme salladım. Masanın üstündeki broşürler, flamalar yere saçıldı. Çadırın içinden beş-on kişi üstüme yürüdü. Diğer kalanlar ise Forsaken ve Ârz'ı tutuyorlardı. O esnada sözde bölge sorumlusu birhan murathan falan filan inter milan adlı şahıs, standların tepesine çıkıp üstüme uçmaya hazırlandı. Aklıma televizyonlarda bir ara popi olan 'uçan sabri' videosu geldi. Kendimi tutamayıp güldüm. Onlar ise neye güldüğümü bilmiyorlardı. Uçan sabriler gittikçe çoğalıyordu. Ben ise korkmuyordum. O esnada bir başkası üzerime doğru atladı onu havada yakaladım.

Yare-i Yarim : Çok korktum şimdi. Kurdish Airlines, Globally Yours.. İstediğiniz kadar uçun lan. Kardeşimi almadan gitmeyeceğim.

Bu sözüm sözde bölge sorumlusu olduğunu iddaa eden kişinin zoruna gitmiş olmalı ki, birden belindeki tabancasını çıkardı. Alnıma tuttu. Pis kokuyordu. Genelde pis kokarlardı. Çadırda inanılmaz bir kaos vardı. Can dostlarım Forsaken ve Ârz amansız dayak yiyorlardı. Son duyduğum cümle şuydu.

Bijı Serok Apo

Sözde bölge sorumlusunu iddaa eden birhan murathan bu sloganı atarak tetiği çekmişti... Sessizlik oldu. Alnımdan vurulmuştum ama dünyada çektiğim acıların hatrına tanrı bana yaşamak için 5 saniye daha vermişti. Can dostlarım yanıma geldi. Onlara son sözlerimi söyledim.

Yare-i Yarim : Kanım yerde kalsın sorun değil ama kardeşimi bulun.

Sokağın Çocukları


-----

2 hafta sonra

Aradan iki hafta geçti. Burjuva gençleriyle yer değiştirme planlarımız aksamıştı. 1 ayda ikinci kaybımızı yaşamıştık. Yare-i Yarim'i defnettikten sonra Bettina*yı halen arama çalışmalarına devam ettik. Tekrar gezi parkındaydık. Bu defa bizde kalabalıktık. Ben, Vera, Chn, Forsaken,Amour ve Güzünsonyapragı. Az sonra bir konser verilecekti. Bettina* müziği çok severdi. Belki kaçıranların ellerinden kurtulurda burada görürüz umudu doğdu üzerimize. Önce Black Dreams çıktı sahneye. Eylemcileri coşturdu. İnsanlar neden eylem yaptıklarını unutup birden dans etmeye başladılar biz ise harap haldeydik. Aklıma Bettina* geldi. Güzel küçük kardeşimiz. Gururlu, inatçı ve hayalperesttir. Aynı zamanda korkusuz, yasaklardan muaf, uçlara eğilimli ve uzlaşmaz. Bir gün meclis bahçesinse Moonwalk yapıp hükümeti sarsmak ve sokak çocuklarını hatırlatmak istemişti hep. O esnada They Don't Care About Us çalmaya başladı. Bu Bettina*'nın parçasıydı. Bu nasıl olabilirdi ki? Şarkının başlamasıyla bir kız çıktı sahneye. Evet bu Bettina'ydı. İyi de nasıl olabilirdi ki?

Şarkının başlamasıyla birlikte hiç tereddüt etmeden şapkasının siperliğini kaldırıp bize bakıp gülümsedi. Sonra da kollarını iki yana açıp kendi ekseni etrafında bir sefer döndü. Bacaklarını iki yana kırıp ayaklarının ne arkaya hareket ettirmeye başladı. Bir eli ensesinde diğer eli kemerinin tokasında, belini ileri geri hareket ettirdi iki sefer. Sonra da sağa sola dirsekler atıp karşısına çıkan hayali canavarları ısırıyormuş gibi yaparak sahnenin önce tarafına ilerlemeye başladı. Vera ve Amour göz yaşlarını tutamıyordu. Eylemciler çıldırmıştı, alkışlamaktan elleri patlıyordu. Sahnede duran bu sokak çocuğu neler yapıyordu öyle? Evet mehmetaluc'un vasiyetini bu kız yerine getiriyordu. Sahnenin önündeki ritim grubu da trampetleriyle, zilleriyle, davullarıyla eşlik etmeye başlamıştı şarkıya. Kız kardeşim sahnenin önünde birden durdu, kendi ekseni etrafında bir kız daha dönüp şapkasını fırlattı seyircilere. Sıra moonwalk'lara gelmişti. İlk moonwalkın ardından sıkıntılı bir sessizlik kapladı etrafı, sağdan soldan ıslık sesleri yükseldi, ne oluyordu, anlamıyordum. Az evvel patlarcasına alkışlerken birdenbire sıkıldılar mı yoksa? O ara müziği kestiler. Ama Bettina* devam ediyordu dansına. O esnada havaya eş zamanlı gaz kapsülleri atıldı ve biri, sahnede dans eden o küçük kıza, o küçün sokak çocuğuna Bettina*'nın başına isabet etti ve yere yığıldı. Kaos başladı. Herkes dağıldı. Geriye kalan biz ve küçük cansız beden oldu.. O efsane polis Tyrol, Yare-i Yarim'den sonra kardeşi Bettina'yıda yok etmişti.....

Sokağın Çocukları


Acımız büyüktü. Ben, Vera, Amour, Güzünsonyaprağı, Chn ve Forsaken tüm gün bu harabe yerden çıkmamış ve hiç konuşmamıştık. O esnada sürekli ertelenen Burjuva gençleri aileleriyle gelmişti. Ask-ı Derun ve Külkedisi, gelen gençleri bize tek tek tanıttı. İsimleri, Elephant, Sahil, Eylül Kızı, Bitmeyen Huzur ve Büşra.

Bu dünyalar güzeli 5 kıza, sokak hayatını öğretmek için söz vermiştik ama bunun için takatimiz ve zamanımız yoktu. Hepimizin içinde Birhan Murathan falan filan inter milan adlı şahıs ve Polis Tyrol'dan hesap sormak vardı. Kızlar ilk günü çok rahat geçirdiler. Bizle hiç konuşmadılar. Hatta kendi aralarında konuşmak için bile teknolojiyi kullanıyorlardı. Whatsapp özelliğini kullanarak konuşuyorlardı sohbetten aciz bu insanlar...

T.C Büşra : Selam Kızlar

Sahil_Fb : Selam tatlım.

Eylüllllllll : Lan survivor gibi bir yer bekliyordum. Düştüğümüz yere bak.

T.C Büşra : aşskjdfşaksdjfaşksd

Elephant : Bu 3 günü iyi geçirin kızlar. Bol malzeme var burada. Hahahahah

Bitmeyen Huzur: Kızlar şu , Amour denilen kız benden numaramı istedi. Başımıza bir şey gelirse irtibatta bulunalım falan filan diye.
AKjşaskdjfşaskdjfasdk

T.C Büşra : Oha lan lezbiyenmiymiş D:

Sahil_Fb : Aslında bende şu Forsaken'e kafayı taktım ha kızlar. Bu hayattan kurtarıp kolumamı taksam ne.

Eylülllllllll : Forsaken aranan kan mı yoksa????

Sahil_Fb : Ne aranan kanı lan kan bankası o çocuk. Mübarek kızılay

Bitmeyen Huzur : Çüş kızlar. Buraya ailemizin desteği olmadanda ayakta durabileceğimizi göstermeye geldik. Kahpelik yapmayın.şasjdkfşaskdjf

T.C Büşra : Agzını yerim huzur :d

Sahil_Fb : Yakışıklııııııım Forsaken ya. Tam facede ilişkisi var yapmalık. Olursa dileyin benden ne dilerseniz..


Vera kağıt parçaları üzerindeki duaları okuyordu ölenlerin arkasından. Amour'un göz yaşları hiç dinmemişti. Ariana sessiz sedasız oturur köşede.Ben, Forsaken ve Chn intikam almak istiyorduk ama bu burjuva gençleri şu an önümüzde engeldi. O engeli tatlı bir şekilde ortadan kaldırmamız gerekiyordu ama nasıl. Düşündük ve işin içinden çıkamadık. En sonundan durumu kızlara anlatıp bir fikir birliğine varmamız gerektiğini anladık.

Ârz : Arkadaşlar daha öncedende dedim. Bizim bizden başka kimsemiz yok. Malûm, hükümet eylemle uğraşıyor ve şu an bizim şikayetlerimiz hep askıda. İntikam almamız gerektiğine inanıyorum. Eğer hepimiz bu inançtaysak lütfen belirtin.

Ariana : Ne gerekiyorsa yapalım. Kaybedecek bir canımız var.

Vera : Kaybedecek canımız olabilir ama bu plansız bir şeyler yapacağımız anlamına gelmemeli.

Amour : Benim bir fikrim var aslında.

Tüm gözler Amour'a çevrildi. Tamam üzerimizdeki kıyafetlere bakılırsa kadın kategorisinden uzak olmuş olabilir ama nihayetinde kadınız. Ve biliriz ki tüm erkeklerin ortak zaafı kadınlardır.
Parmaklarıyla burjuva gençlerini göstererek ;

Amour : Eğer küçük hanımlarda bize yardım ederse, biz kızlar olarak gezi eylemlerine katılalım. Ve Birhan Murathan falan filan inter milan adlı şahısı ve o efsana polis Tyrol'u kadınlığımızı kullanarak bir şekilde etkileyip buraya getirelim. Burada ne istiyorsak yapabiliriz.

Hepimiz bu öneriyi mantıklı bulduk. Burjuva gençleri ise dünden hazırdı bu tarz adrenalinli oyunlara.

Amour, Vera, Eylül kızı, Büşra, Sahil, Ariana, Sahil ve Elephant. Birbirinden güzel bu kızlar gezi parkının tam ortasında yanyana yürüyor, bir bakan bir daha bakıyor, orada neden bulunduklarını unutan genç EYLEMciler arkalarından laf atıyordu. Her şeye Başka bir şey diyen partinin çadırına girdiler hep beraber. Onları gören zalimuslar tiplerine bakmadan, birden john deep edası takınarak saçlarını geriye atmaya çalışıp, omuz silkenler oldu. Büşra lafa girdi.

Büşra : aaa sanırım yanlış yere geldik.

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : Siz tam olarak nereyi arıyordunuz?

Eylül Kızı : Ya aslında biz eğlenebileceğimiz bir yer arıyorduk, öyle bir ortam falan işte.

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : Belki de aradığınız yer burasıdır.

Vera : Hmm. Bunu ispatlayabilir misiniz?

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : Neden şu bölmeye girip bunu detaylı konuşmuyoruz?

Sahil : Ama biz gördüğünüz gibi kalabalığız.

Amour : Şanlısınız ki, genişçe bir evde oturuyoruz. Neden buna evde devam etmeyelim?

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : Muhteşem bir fikir.

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den, içinde bölge sorumlusu olan birhan murathan falan filan inter milan olmak üzere 7 kişi bizi takip ederek uzaklaştırdık oradan. Daha önce planlarımız dahilinde olan minibüse bindirerek, o köhne binaya yani evimize götürüyorduk. Her şey yolunda gitmeliydi. Büşra ve Amour eş zamanlı olarak yanlarında bulunan krolara bi alt dudak verdiler.

Büşra : Bu işi daha zevkli yapabiliriz aslında..

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : Nasıl olacak?

Eylül Kızı : Ellerinizi ve gözlerinizi kapatın ve kendinizi bize bırakın.

Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kro : İstediğinizi yapın kızlar.

Her şeye Başka bir şey diyen parti'nin üye mensupları, minibüs içerisinde gözleri bağlanmış ve elleri kapatılmış bir şekilde gidiyorlardı. Bizim kızlar ise sırayla heriflerin pantalonlarını indiriyorlardı. Kroların hoşuna gitmiş olsa gerek, homurdanıyorlardı. Son olarak boxerlarda çıkarıldı. Şoför koltuğunda Güzünsonyapragı vardı. Radyoda çalan müziğin sesini sonuna kadar açtı. Artık muhabbetler duyulmuyordu şarkıdan dolayı. Kroların penisleri hafif hafif sertleşiyordu. Kızlarında istediği tam buydu. Amour yanındaki arkadaşlarına göz kırptı.İlk hamle Büşra'dan geldi.

Arka cebinden çıkardığı ustra ile Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir kronun penisini kesti. O esnada Sahilde aynısını yaptı. Eylül Kızıda, Arianada. Hepside. Herifler bağrışıyordu acı çekiyordu. Ama müzik o sesi bastırıyordu. Ve elleri bağlı oldukları için hareket edemiyorlardı. Bir dakika sonra penisler bir poşete toplanmıştı. Bitmeyen Huzur susturucuyu takıp Her şeye Başka bir şey diyen parti'den bir krolara tek tek sıkmıştı. Tekrar gezi parkına gittiler. Minibüsle parkın içine girdiler. Camı açtılar ve poşeti fırlattılar. Eylemciler atılan poşetin bomba olabilme ihtimalini düşünerek uzaklaşmaya koşmaya başladılar. İçlerinden biri malkoçoğlu edası takınarak poşetin yanına gitti ve poşeti açtı. Ve penisler gezi parkının ortasında yerlerdeydi...

Sokağın Çocukları


Kızlar hızını almadı. Aynı taktikle efsana polis Tyrol'un yanına gittiler. Bir barikatın arkasında durdum. Öncü olarak Büşra'yı seçtik. Büşra ve efsane polis Tyrol karşı karşıyaydı. Tyrol anons ediyordu.

Tyrol : Gençler! Arkadaşlar! Lütfen barikatların arkasından çekilin. Amacımız kesinlikle parka girmek değil. Parka kesinlikle müdahalemiz olmayacak. Kültür Merkezinin önünde ve meydanda güvenlik önlemi alacağız sadece. Hepinizin güvenliği için buradayız.
Üç toma daha geldi. Onların arkasında kepçeler ve sarı hafriyat kamyonları vardı. Onların arkasında da dört beş milyon kadar çevik kuvvet polisi. O esnada Büşra bağırdı.

Büşra : Ulan şerefsizler. Sizin derdiniz park değil. Bizim de derdimiz eylem değil. Bizim derdimiz başka.

Tyrol
: Derdin ne? Gel konuşalım.

Büşra acemiydi. Daha önce eylemlere katılmamıştı. Vera, Amour, Sahil gitme gitme diye bağırıyordu ama Büşra dinlemiyordu. Tyrol'un üstüne doğru yürüdü.

Büşra : Bizim derdimiz başka!!!

Tyrol : Derdiniz ne kızım sizin?

Büşra arka cebinde duran Bettina'nın fotoğrafını çıkarmak için yeltendi. Polisliğe yeni atanmış ve atanır atanmaz eylemlere gönderildiği açıkça belli olan bir genç polis bu hareketi farklı algılayarak, silahına sarıldı ve tetiği çekti. Büşra ağır çekimde yere yığılıyordu. Tyrol ise acemi polise küfürler savuruyordu.

Tyrol : Lan!! Lan!! Lan!! O.ruspu çocuğu!!!! Kim dedi lan sık diye!! Kim emir verdi lan. ''Ama amirim.'' Amirine s.kturma lan. Kim dedi olum!! Kim!!!!!!

Eylül kızı, büşranın cansız bedeninin yanına ulaşan ilk isim oldu. Herkes ağlıyordu. Şu an, Chn, Ârz ve Forsaken olsa ne iyi olurdu...

Büşra'nın cansız bedeni polis aracına bindirilerek hastaneye kaldırıldı. Hastanenin önünde tam bir kaos vardı. Tüm türkiye yeni bir gencin öldürülmesi üzerine ayaklanmış ve polise veryansın ediyorlardı. Forsaken, bu kadarı yeter diyerek, morg odasına gitti. Arkasından Chn ve Ârz gitti. Orada kısa bir plan yaptılar. Tyrol'u yanına çağırdılar. Efsana polis Tyrol morg odasına girer girmez ensesine bir darbe yedi. Uyandığında morg odasında bir sandalyeye bağlanmış haldeydi.

Chn : Doymadınız dimi?

Tyrol : Siz kimsiniz lan! Çözün lan beni ****** g.t verenler!!!!!

Chn : Doymadınız dimi? Yare-i Yarim gitti. Bettina gitti, Büşra gitti.

Tyrol : Kimsiniz olum? Kim nereye gitti?

Forsaken : Bizim bildiğimiz kadarıyla öldürdüğün kişiler sadece bunlar.

Ârz : Merak etme, daha fazla masumu öldürmene müsade etmeyeceğiz.

Chn, cebinden çıkardığı çakıyı Tyrol'un kalbine sapladı.

Morgtan çıkarken, son kez Büşra'nın cansız bedenine baktılar. Göz yaşı döktüler ve çıktılar..

Sokağın Çocukları


Sokak çocukları için cezaevi bir lükstü. Sıcak yemekler, sıcak yataklar vardı. Ceza evine gitmek için hazırlıklar yapıldı. Kendilerini ihbar edip etmeme hususunda tereddütler yaşadılar. Nitekim hayatı öğrenmek için çağırdıkları insanlarda onlara yardım etmiş ve onlarda cezaevine girecekti. Ateş yakıldı, çember oluşturuldu ve karar alınmaya çalışıldı.

Vera söze başladı..

Vera : "Benim adım L. ama herkes beni Vera diye çağırır. Yirmi üç yaşındayım. Eskiden anne babamın yaşadığı apartmanların hemen önünden geçen caddede tanıştım siz dostlarımla. Şansız bir aileye düştüm. Annem ve babam çok kumarbazlardı ve İkisi de alkolik ve daha fazla içki alabilmek için evlerini satmak zorunda kaldılar. Şimdi onlar da evsiz ve diğer alkolik arkadaşlarıyla birlikte bir orada bir burada kalıyorlar. Eski komşularımıza rastlayınca biraz yiyecek ya da para için yalvarıyorum. Çoğu zaman pis koktuğum için bana iyi davranmıyorlar. Sigara içiyorum ve tutkal kokluyorum. Ailemin yanına dönmek istemiyorum. Ceza evini ise hiç istemiyorum.Benim gibi gençlerin toplandığı barınaklarda da kalmak istemiyorum. Oraya gidersem bana ne söylenirse onu yapmam ve belli bir saatte uyanmam gerekecek. Kendi istediğimi yapmaya ve böyle yaşamaya alıştım." Kısacası teslim olmamız, bize yakışan bir hareket olacaktır.



Chn : Fazla uzatmıcam. Malüm annem öldükten sonra babamla buradayken siz geldiniz ve sizi tanıdıktan sonra yeni bir ailem oldu. Bence de teslim olalım.



Forsaken : Cezaevine atılması gereken tonlarca insan var iken, biz mi gideceğiz? Teslim olacağız madem umarım aynı yere düşeriz..



Ârz : "Benim evden kaçmamın sebebi, ben doğduktan 27 gün sonra babam vefat etmiş ve ben üç aylıkken annem beni babaanneme ve dedeme bırakıp babasının evine gitmiş.Amcalarım beni sabah ilkokula, öğleden sonra sakız satmaya veya boyacılığa gönderiyordu ve akşam eve bazen parayla gelmediğim zaman dayak yiyor atıyor; o da yetmiyormuş gibi bir de tüm akrabalara kötülüyorlardı.Zaten kardeşim dayanamayıp evden kaçmıştı ve ben de az da olsa ondan etkilenerek kaçmaya karar verdim. İstanbul'a geldiğim zaman kardeşimi bulurum, çalışırız diye düşündüm, meğer ağabeyim benden önce batmışta benim haberim yokmuş.Haliyle ben de sokakta kalmaya başladım ve yapmak istediğim şeylerin hepsini yapamadım belki ama beni en çok mutlu eden olay sokakta geldi başıma.Oda sizlerle karşılaşmam oldu.. Siz nerdeyseniz ben oradayım.


Güzünsonyapragı : Aslında sokak çocuğu nedir biliyor musunuz? Günlük geçim mücadelesini yalnız başlarına veren, evleri sokak olan, terkedilmiş veya güvensizlik duygusu, istenmeme, fiziksel ve cinsel taciz nedeniyle ailelerini terketmiş çocuklardır. bir de sokakta çalışan çocuklar vardır ki, bunlar, ailesinden giderek daha az destek alan, ailenin geçim sorumluluğunu sokaklarda çalışarak paylaşmak zorunda kalan çocuklardır. sokaklar bu çocukların günlük faaliyetlerde bulundukları mekanlara dönüşmüş olsa da çoğu, akşam evine döner. İşte biz o eve dönemeyen çocuklarız. Birbirimizden kopamayız.


Amour : Caddelerde uçan kağıtlar ve savaşlar.. Uzun dar ve karanlık sokakların evlatları. İlk başta plastik top , sonra sapan , sonra ekmek, sonra da bali üzerinde hayatları , çeteler arası sürtüşmeler ve kaygısızlık üzerine biten yaşamlar... Biz buyuz arkadaşlar. Bugüne kadar ne millet ne de devlet bize sahip çıktı. Bugünden sonra mı sahip çıkacak? Sanmıyorum ama teslim olmak en doğru karar olacaktır.



Teslim olacaktık..Hepimiz birbirimize kenetlendik. Sarıldık. Ağlaştık. Misafirlerimiz olan gençlerde bizim teslim olmamızı gerektiğini düşünüyordu. Zaten onlarda bulaşmıştı bu pisliğe, hep beraber acısını çekecektik.Büşra'nın ailesi perişandı. Tam o esnada kızı Büşra'nın babasına bir mesaj geldi, cebinden telefonunu çıkararak bir video izletti.





Ârz : Olamaz. Bu. Bu kardeşim. Bulmak için buraya gelmiştim. Hayır hayır şimdi değil. Lütfen şimdi değil. Kardeşimi bulmadan asla teslim olmayacağım.


Herkes onayladı bu kararı. Ârz, kardeşini bulmak için süre istedi. Bizde boş durmamak için Meclis bahçesine gidip ufak bir gösteri yapmaya karar verdik.. Bekleyin.

Sokağın Çocukları


Arz, kardeşini bulabilecek mi?
Meclis bahçesinde neler olacak?
Sokak çocukları ve burjuvaların kaynaşma süreci baltalanacak mı?
Gezi eylemleri ve fazlası için, bekleyin.



Yazan ve Yöneten
Yönetmen

Yardımcı Yönetmen
Black Dreams

Oyuncular

Büşra
Amour
Sahil
Black Dreams
Chn
Ariana
Güzünsonyapragı
Mehmetaluc
Eylül.kızı
Kül kedisi
Tyrol
Ask-ı Derun
Elephant.
Bitmeyen Huzur
Forsaken
Arz
Vera
Yare-i Yarim
Bettina*


© 2015





İlginizi Çekebilir



Konu Yönetmen tarafından (04-05-2015 Saat 13:21 ) değiştirilmiştir.
#2
Olumlu-Olumsuz yorumlara açıktır. Aklınızdaki soru işaretleri varsa, diğer seride gideceğini umuyorum. İyi okumalar ( :

( Fragmandaki oyunculardan bir kaçını kullanmadıysam unuttum anlamına gelmesin lütfen, beğenilirse serinin devamında olacak )


#3
KARDEŞİM SÜPERDİ,SEN NE ZAMAN HANGİ ARADA BÖYLESİNE SÜPER YAZDIN BRAVO
DEVAMIN BEKLERİM SELAM VE DUA İLE...



Konu Yönetmen tarafından (04-05-2015 Saat 13:37 ) değiştirilmiştir.
#4
Süper usta eline sağlik

dışarıda bi yerlerdeyim >tapatalk


#5
Aslinda ben ilk önce Kemtamin'i yayinlarsin diye düsünüyordum, ama önce aglatip sonra korkutacaksin demek ki..
Fragmani izlerken böyle bisey beklemiyordum, bekledigimin üstü cikti. Gezi olaylarini hikayeye almani begendim, sanirim en gercekci hikayen bu.
Öldürülmelere cok üzüldüm, özellikle Yare-i Yarim'in o grup tarafindan öldürülmesine..
Moonwalk sahnesi hosuma gitti, keske sonu öyle olmasaydi
Kizlarin verdigi cezaya bayildigimi söylememe gerek yok herhalde
bazi bölümler bana "Bu son olsun" filmindeki sokakta kalanlari hatirlatti, ama aslinda pek fazla alakasi yok
Bu hikayedeki rolümü cok sevdim, tesekkür ederim (:

Devami olmali bence, ve kisa sürede olmali

Emegine ve cabana saglik, okuduklarim icinde en cok icime isleyen bu oldu


#6
Alıntı: mehmetaluc´isimli üyeden Alıntı
KARDEŞİM SÜPERDİ,SEN NE ZAMAN HANGİ ARADA BÖYLESİNE SÜPER YAZDIN BRAVO
DEVAMIN BEKLERİM SELAM VE DUA İLE...
Abi 30dan fazla çalışma var, denk gelirsen okursun inşAllah. Güzel dileklerin için teşekkür ederim.


#7
Alıntı: Chn´isimli üyeden Alıntı
Süper usta eline sağlik

dışarıda bi yerlerdeyim >tapatalk
Teşekkür ederim Chn


#8
Alıntı: Külkedisi´isimli üyeden Alıntı
Aslinda ben ilk önce Kemtamin'i yayinlarsin diye düsünüyordum, ama önce aglatip sonra korkutacaksin demek ki..
Fragmani izlerken böyle bisey beklemiyordum, bekledigimin üstü cikti. Gezi olaylarini hikayeye almani begendim, sanirim en gercekci hikayen bu.
Öldürülmelere cok üzüldüm, özellikle Yare-i Yarim'in o grup tarafindan öldürülmesine..
Moonwalk sahnesi hosuma gitti, keske sonu öyle olmasaydi
Kizlarin verdigi cezaya bayildigimi söylememe gerek yok herhalde
bazi bölümler bana "Bu son olsun" filmindeki sokakta kalanlari hatirlatti, ama aslinda pek fazla alakasi yok
Bu hikayedeki rolümü cok sevdim, tesekkür ederim (:

Devami olmali bence, ve kisa sürede olmali

Emegine ve cabana saglik, okuduklarim icinde en cok icime isleyen bu oldu
Kemtamin için daha çok düzenleme yapmam lazım. Yani aslında hazır ama aklıma bir şey geliyor değiştireyim diyorum, mecburen tüm yazıyı değiştirmek zorunda kalıyorum. Devamı olacak tabi, ikinci serisini düşünüyorum eğer beğenilirse. Beğenilmezse başka bir konu buluruz artık.


#9
Vay vay vay 👏👏👏
Bekledik. Çok bekledik. Bayağı bekledik. Onunu alamadık oyle bekledik. Fakat guzel bekledik.
Ama değ miş beeee 👊
Gezi olayları, her şeye başka bir şey diyen parti falan. Forumun fişini çekmesinler 🙈
Of beni harcadılar matmazel ya 😩
Heeey gidi koca T.C Büşra heeeeeey.
Neyse arkadaşlar bi fatihanızı alırım 🙏
Direnin yoldaşlarım. Direne direne kazanın ✊
Gerçekten tebrik ediyorum efsane bi bölüm olmuş son sahne merak ettirdi yeni bölümü de bekliyoruz. Emeğine sağlık yonetmeeen 🐰

Ps: Kanımı yerde koymayan hayırsız evlat chna tşk.
Ps2: Veralar üzülmesin 💕


#10
Gercekten cok guzeldı devamını beklıyorum kesınlıkle


#11
Alıntı: Yönetmen´isimli üyeden Alıntı


Kemtamin için daha çok düzenleme yapmam lazım. Yani aslında hazır ama aklıma bir şey geliyor değiştireyim diyorum, mecburen tüm yazıyı değiştirmek zorunda kalıyorum. Devamı olacak tabi, ikinci serisini düşünüyorum eğer beğenilirse. Beğenilmezse başka bir konu buluruz artık.
O zaman önce Kemtamin mi gelir ya da 2. bölüm mü?


#12
Alıntı: Büşra´isimli üyeden Alıntı
Vay vay vay 👏👏👏
Bekledik. Çok bekledik. Bayağı bekledik. Onunu alamadık oyle bekledik. Fakat guzel bekledik.
Ama değ miş beeee 👊
Gezi olayları, her şeye başka bir şey diyen parti falan. Forumun fişini çekmesinler 🙈
Of beni harcadılar matmazel ya 😩
Heeey gidi koca T.C Büşra heeeeeey.
Neyse arkadaşlar bi fatihanızı alırım 🙏
Direnin yoldaşlarım. Direne direne kazanın ✊
Gerçekten tebrik ediyorum efsane bi bölüm olmuş son sahne merak ettirdi yeni bölümü de bekliyoruz. Emeğine sağlık yonetmeeen 🐰

Ps: Kanımı yerde koymayan hayırsız evlat chna tşk.
Ps2: Veralar üzülmesin 💕
Begendigine sevindim bus. İkinci bolumdede varsin. Nasil oluck deme ben bulurum bi seklini


#13
Alıntı: DüŠLeR ÙLKeSì´isimli üyeden Alıntı
Gercekten cok guzeldı devamını beklıyorum kesınlıkle
Tesekkur ederim


#14
Alıntı: Külkedisi´isimli üyeden Alıntı


O zaman önce Kemtamin mi gelir ya da 2. bölüm mü?
Araya basks bir calisma koymak istiyorum. Hem merakinizda artmis olur


#15
Screenshot by Lightshot
bu kısım on numara


#16
Hangi kisim chn?


#17
Alıntı: Yönetmen´isimli üyeden Alıntı
Hangi kisim chn?
Ârz : Nerdesin?

Forsaken : Nerde olacağım. Taksim'deyim.

Ârz: Neden beni beklemedin? Nerdesin Taksim'de?

Forsaken: Gezi parkındayım işte.

Ârz: Parkta nerdesin?

Forsaken: Şeydeyim. Hmmm. Şimdi burada ağaçların altında oturan gençler var ya, onların önündeyim.

Ârz: O nasıl tarif lan?


#18
Bi dhakine bol bol yapariz o zaman


#19
Eleştiri olarak söyeyebileceğim 2 nokta var ozelden söylemek istiyorum bunu belki ben yanlış anladım bilemiyorum

Geniş bir hayal gücü evet ama biraz abartıya kaçan noktalar var
Sokakta uzun süre yaşayan insanların tarzına pek uygun olmamış
Dedim ya geniş bir hayal gücü konuyu toparlamak yazara kalmış

Her zaman dediğim gibi sizi ilerde daha iyi yerlerde göreceğimize inanıyorum
Ve bu mutlaka olmalı

Emeğiniz hiçe sayılmayacak kadar büyük ve takdir etmemek kabalık olur
Bana okuma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum


#20
Alıntı: Yönetici´isimli üyeden Alıntı
Eleştiri olarak söyeyebileceğim 2 nokta var ozelden söylemek istiyorum bunu belki ben yanlış anladım bilemiyorum

Geniş bir hayal gücü evet ama biraz abartıya kaçan noktalar var
Sokakta uzun süre yaşayan insanların tarzına pek uygun olmamış
Dedim ya geniş bir hayal gücü konuyu toparlamak yazara kalmış

Her zaman dediğim gibi sizi ilerde daha iyi yerlerde göreceğimize inanıyorum
Ve bu mutlaka olmalı

Emeğiniz hiçe sayılmayacak kadar büyük ve takdir etmemek kabalık olur
Bana okuma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum

Eleştirilere her zaman açığım, eleştiri beni geriye değil tam aksine ileriye götürür. Az-çok tahmin edebiliyorum aslında. Sokak çocuğu denilince akla gelen ve benim anlattığım arasında tabi uçurum kadar fark var. Benim buradaki amacım, olayı tamamen dramatizellikten kurtarmaktı. Yani birden çok konuyu iç-içe anlatmaya çalıştım. Tabi ki sadece sokak çocukları üzerinden anlatmaya çalışsaydım çok daha dokunaklı ve çok daha dramatik diyaloglarla karşınıza çıkabilirdim. Eğer serinin devamı olursa, tabi ki sokak çocukları daha iyi anlatan diyaloglara yer verilecektir. Özelde beklemedeyim




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:40 .