Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

#1
Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

Black Dreams Film A.Ş. İftiharla Sunar

Yapım: 2015

Oyuncular:Black Dreams, Amour, Ârz, Külkedisi, Bettina*, Büsra, Sahil, Güzünsonyapragı, MehmetAluc, Chn

Tür: Dram, Eğlence

Senaryo: Yönetmen

Yönetmen: Yönetmen

Yardımcı Yönetmen : Black Dreams

Konu : Üç küçük çocuğunu eğlenceli bir o kadar da hayata karşı girişken olabilme mücadelesi. İzlerken kahkahalarınızı eksik tutmayın.

Yapmamız Gerekenler

1- Öncelikle izleyeceğiniz hikayede ''herkesin gıpta ile izlediği bir kaç dizinin senaristininde katkısı olduğunu belirteyim. ( İsim vermem : p )
2- Tamamen boş vaktinizde okuyun, şimdi biraz, sonra biraz olmasın.
3- Saçma gelebilir çoğu sahneler. Bu benim hayal dünyam, ben öyle istedim.
4- Her türlü eleştiriye açığım
5- Abi çok güldüm ya, diye tepkilerinizi bekleyeceğim.


******

Bu hikayede bahsi geçen isimler, mekanlar ve olaylar büyük oranda düzmecedir. İngilizce bildiğinizi varsayarak; I Love You.


******

Ben yani Amour, Büşra ve Sahil o gece bizim evin salonunda kurduğumuz küçük dünyamızda oturup uzun uzun konuştuk ve hayatımızı değiştireceğinden emin olduğumuz kararlar aldık. Gecenin ilerleyen saatlerinde Sahil'in annesi aradı. Bizde olduğundan haberi yokmuş, çok kızmış.Sahil bize veda etti ve yan binadaki evlerinin yolunu tuttu. Büşra annesinden izin alabildiği için o gece bizde kalacaktı.

Benim annem yani Bettina* küçük dünyamıza karşı oldukça tahammülsüzdü, salonun ortasındaki beyaz eşya kutuları ve kutuların içlerinden çıkan beyaz köpüklerle inşa ettiğimiz toplantı odamızı tekmeleyerek yıkmak suretiyle tahliye etti. O yıllarda hayatımda en büyük otorite şüphesiz annemdi. İstiklal Mahkemeleri yetkisine sahip, kafasına göre karar verebilen, kestiği parmağın acımadığı, acırsa da kendi öptüğünde geçtiğine inandırmış, yasama-yürütme ve yargı organıydı. Bazı ailelerin çocukları temyize gidip kararı babalarına bozdurabiliyordu ama bizim evde babamın rolü annemin önüne koyduğu kararları imzalamaktan öteye gidemiyordu.

Sinirliydim. O sinirle, buzdolabındaki gazı kaçmış Le Cola'yı alıp balkona çıktım.2.5 litrelik şişeyi kafama dike dike içiyordum. Büşra bir yudum istedi vermedim, dudağımı değdirmiştim bi kere.

Balkonda, en etkileyici olduğum mekandaydım. Godfather filminin başında misafirlerini kabul ettiği o jaluzili yazıhanesi neyse, bizim evin balkonu da benim için oydu. Balkonda kendimi bambaşka biri gibi, neredeyse Arz gibi 11 yaşında hissediyordum. Fenerbahçe için Şükrü saraçoğlu neyse benim içinde bizim evin balkonu oydu. Kendi mekanımda olmanın verdiği bu şuursuz özgüvenle Büşra'nın yüzüne bakmadan;

Amour : Büyük kararlar almamız lazım. Arz ve adamları çok güçlü. Birlikte miyiz en iyi arkadaşım, can kardeşim Büşra?

dedim ve bir yudum daha çektim gazı kaçmış koladan. Ona içirmediğim için alınganlık yapıyordu. Eminim. Yüzüme bakma gereği duymadan konuşuyordu. Aslında mantıklı konuşuyordu Büşra.

Büşra : Arz, deri fabrikasında çalışıyo, işe giderken trene biniyo, tren kapısına asılyo. Ben bisikletle bahçeden sokağa çıktım diye babam ve amcamdan dayak yedim. Biz onunla bir değiliz.


Büşra, kendisini tanıyan herkesi şaşırtacak kadar net konuşuyordu. Haklıydı, evin tek kızıydı ve ailesine üzerine titriyordu. Yolda bisiklet sürdüğü haberini alan babası, evde misafirleri olmasına rağmen bir an bile tereddüt etmemiş, ilerleyen yaşına aldırmamış, çıplak elle, takatı kalmayana kadar dövmüştü kızcağızı.

Mahalleden arkadaşların ortalamasına göre, babası biraz yaşlıca adam sayılırdı Büşra'nın babası. Uzunca bir süre çocuk sahibi olmayan çift tedavi olmayı seçmişti. Yıllar süren tedavi, akrabaların dırdırı ve harcanan onca para sonrasında ne geçmişti ellerine? Büşra! Bu muydu ilahi adalet? Halbuki uğruna adaklar adamış, doğduğu gün bahçede üç tane koç kesmişti adamcağız. Büşra'yı her dövdüğünde, '' O hayvanların günahı neydi lan, mundar ettik hayvanları '' diye bağırıp duruyordu.

Büşra'yı hazmedemiyordu babası. Aşırı korumacıydı. Büşra bahçede sürmesi gereken bisikleti, sokakta da sürdüğü için rutin iki üç dakikalık dayağını amcasının gözleri önünde yemiş ve nefesi daraldığı için bir kenara oturup sakinleşmeye çalışan babasını görünce daha çok ağlamaya başlamıştı. 8 yaşındaydı Büşra. Keşke bahçede sürseydim diye aklından geçirdi. Büşra'nın anlattığına göre babası mola alınca amcası el atmış olaya, mutfağa koşup bir bardak su getirmiş. '' Sen niye yoruyosun kendini abicim, sen yaslan arkana, rahatına bak. Ben hallederim '' deyip Büşra'ya doğru koşmaya başlamış. Amcasının kendisine koştuğunu gören Büşra, '' Amcacım'' diyerek amcasına doğru koşmaya başlamış. Gelişine pis burun vuran amcası, Büşra'yı daha yere düşmeden havada yakalayıp, öyle bir dövmüş ki amcanın baba yarısı olduğu hafızasına tam kazınmıştı Büşra'nın. Büşra olayı abartmıyorsa, yere düşürmeden dizinden sektirerek top gibi oynamış. Neyse Büşra'nın anlatacakları bitmiş olsa gerek elimdeki gazı bitmiş kolayı alıp kafasına dikti ve Sonra tekrar Arz'dan bahsetti.

Büşra : Arz güçlü. Çünkü parası var. Hemde erkek!. Bizimde para kazanmamız lazım. Bak geçen Arz bizim mahalleye geldi. Çetesine adam seçmek istiyormuş. Benle süt annemin kızını dövüştürmüştü. Sırf çetesine gireyim diye ağzına sıcmak zorunda kaldım lan kızın. Yine de almamıştı beni çetesine, maç yaptırıp en çok golü atanı alacağım demişti. 7-2 biten maçta 9 golü de ben atmıştım, yine de almamıştı beni çetesine. Neymiş, karşı takımın güçlü olduğunu anlayınca kendi kaleme 7 gol atmışım.. Adam beni resmen istemiyor. Büşra, bulaşma bu işlere. Hem sen kızsın. Ama kafaya taktım ben. Bu Arz ve arkadaşları çete kuruyorsa, biz kızlarda neden kurmayalım?

Amour : Bizimde bir çetemiz var artış Büşra ve o çetenin kaptanı benim, Kaptan mı deniyordu lan? Reyis miydi, başkan mıydı yoksa? Arz'a ne diyorlardı lan? Neyse boşver, yarın kahvaltıda Sahil'lere gidelim. Planlarım var.

Sabah oldu kahvaltı ettik. Kafamdaki plana devreye sokmam için koli lazımdı. Ben, Sahil ve Büşra bakkala gittik. Binbir bahaneyle kolileri aldık. Bakkalın önündeki merdivenlere oturmuş, kola içip sayıyla alınmış olan eti pufflarımızı yemeye başlamıştık. Konu yemek olduğunda aramızdaki en net tavır sahibi Büşraydı.Nefes almayı dahi ertelediği için beyne bir an önce oksijen göndermek zorunda olduğundan ''böl-parçala-öğüt'' tekniğiyle yemek yiyordu. Sahil ise, hazzı sürdürme öğretisi gereği, ufak ısırmayı, bildiğin yalaya yalaya, eme eme yiyordu eti pufları. Üç eti puff'u yarım saatte bitirememişti. Kola güneşin altında hafiften sidik rengi almaya başlamıştı. O esnada Büşra, Sahil'in elindeki puflara kaçamak göz attı. Sahil bu kaçamağı fark etti ve beklenmedik bir şekilde, jelatinleriyle beraber ağzına attı hepsini. Kutuları almış bize doğru yol alıyorduk. Geldik cezaevimize. Annem Bettina* beni kapıda karşıladı her zamanki gibi.

Bettina*: Bunlar ne kızım? Eve sokmayacaksın dimi bunları? Çöp eve çevirdin evi.

Amour : Taam da anne, ekmek parası için bunlar. Çalışıp para kazancam ben bunlarla.

Kapıyı yüzüme kapattı, almadı beni eve. Saatlerdir kızını görmemiş, merak etmiş bir annenin şefkatini beklerken, Gezi parkında Churchill ile karşılaşmış Atatürk gibi karşılamıştı beni. O kutular benim niyet kutumdu. Para kazancaktım ben ama. Kucakladım kolileri hemen Büşra'nın evine gittim. Aldım tüm kolileri, yani sermayeyi, apartmanın üçüncü katına çıkarttım.

Amour : Yardım etsene lan! Uşağın mı var? dedim.

Büşra : Yarın indirirken ben taşırım, ödeşiriz.

Böyle mi olacaktı hep?Hiç hayal ettiğim gibi değildi. Otoritem sağdan sıfıra yaklaşıyordu. O esnada Büşra ağlamaya başladı.

Ne oldu Kız? demeye kalkmadan itiraf etti. '' Anahtarı içeride unuttum, babam ve annem ağzıma sıcacak. Babasından anahtarı almak için kahveye koştu kızcağız. Geri döndüğünde anne babasıyla döndü.

MehmetAluc : Hep sen yüz veriyorsun bu kıza hanım. Dengesiz itin teki oldu çıktı.

Külkedisi : Beş dakikalığına komşuya kahve içmeye çıktım. Yeminle bak.

MehmetAluc : Ulan bu komşu makarna yapmayı beceremez, iş kahve olunca Kuru Kahveci Mehmet Efendi'ye rakip oluyor. Bunun kocası mantı açmayı öğrendi, karı ekmek kesemiyor, ama dedikodu var ya ucunda, kahvede bir numara!!

Büşra'nın babasından gelen yaylım ateşine hedef şaşırtmak için, annesi okları Büşra'ya çevirdi. Ortak bir düşman bulup kocasını kendi safına çekecekti.

Kül kedisi : Kızım sen niye çıktın evden?

Büşra : Bakkala gittim.

Kül kedisi : Ne aldın?

Büşra : Cikolata annecim.

Kül kedisi : Hani nerde çikolata?

Büşra : ( ağzını açarak ) Yedim.

Kül kedisi : Bok ye! diyerek noktayı koydu. Ama tek nokta yetmiyordu, üç nokta peşindeydiler ailece demek ki..

Büşra 0 - Ailesi 1

Büşranın ailesi sadece puan ya da puanlar almak için çıkmamıştı belli ki maça. Brezilya gibi seyirciye oynuyorlardı, yine cepheden gördüler kaleyi.

Külkedisi : Bakkaldan gidip koli almışsınız? Kimden izin aldınız kızım? Napcaksınız onları? Yoksa bu yaşta evden mi kaçacaksın? Civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş, ite bak! Depresyona mı girdin, ergenliğe mi giriyorsun, nasıl bir kızsın çözemedim. Lan kendi kızımı çözemiyorum.

MehmetAluc : Konuşsana çocuğum, arkadaşlarını mı sevmiyorsun? Okul mu kötü? Derdin ne? Bu sene derslerin de kötü geldi?

Büşra 0 - Ailesi 2

O kadar organizeydiler ki, Büşra hayran hayran maçı izliyordu. Metin-Ali-Feyyaz gibi geliyordu Büşra'nın ebeveynleri, kanattan, cepheden, karambolden, her türlü. Derken heyecansız geçen maçtan sıkılmış top çevirmeye başlamıştı büyükler. Bir kaç nasihatten sonra maç bitmiş ve

Büşra fark yemişti.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

********

Kendimi ve arkadaşlarımı çeteyi kurarak kurtaracaktım. Önce kendime yapılacaklar listesi hazırlamalıydım.

Yapılacaklar Listesi

1 ) Alet edevat için depo gibi bir yer bul.
2 ) ...

Şimdilik ikinci madde yoktu, bir taneydi ihtiyacım olan şey. Demek ki net ve ne istediğini bilen bir liderdim. Bu liste zamanla uzayıp gidecekti. Dün yazmaya kalksam ilk madde bile aklıma gelmezdi. Bunlar hep deneyim işte. Hazır ol Arz. O çetene almadığın bu kız, kendi çetesiyle geliyordu. Hedefi öyle çok büyük değildi, sana Zeytin burnunu dar etmek gibi hayalleri yoktu. Şimdilik onu çetene almadığına pişman ol yeter.
Zor bela olmuştu ama başarmıştım. Çetemizi kurmuştum. Ben, Sahil ve Büşra. Çekirdek kadro. Sırada güçlü olma, yani para kazanma sanatı vardı.Koştum odama ilk çalışmamı gösterdim kızlara. O yıllarda oldukça popüler olan bir piyango sistemiydi aslında. Lunaparklardaki oyunlardan devşirmeydi. Bir kutu dolusu eşya, oyuncak, ıvır zıvır numaralandırılır, cüzi bir fiyata numara çektirilirdi. Niyet çeken, numarasıyla eşleşen eşyayı alır giderdi. Kutunun içinde tetrisim, barby bebeklerim, el atarim, fırıldaklarım, babamın el feneri, anneannemin sırt kaşıngacı, kullanılmamış kürdanlar, tavla zarları, uzaktan kumanda arabam falan filan işte. Büşra, kutuya elini sokup bir dişli çark çıkarttı.

Büşra : Bu ne ?

Amour : Bizim eski süpürgeyi sökmüştüm, ondan çıktı.

Büşra
: Kim ne yapacak ki bunu?

Sahil : Bize ne? Ne yaparla yapsınlar, biz paramıza bakalım.

Büşra : İyi de almazlar ki bunu.

Amour : Bak büşracım. Onun ne olduğunu üçümüz biliyoruz. Bir de beko yetkili bayisi. Kimse ne olduğunu bilmiyor. Her şey diyebiliriz onun için.

Büşra : Kandıracak mıyız insanları?

Amour : Sakız alınacak paraya niyet çekiyorlar, uzaktan kumandalı uçak maketi mi verelim o paraya? Çeteyiz kızım biz, döve döve de almasını biliriz, ki nah alırız...

Büşra : Peki neden bizde çeksinler ki bu niyeti?

Amour : Bak kutuda tetris var, araba var. Sahil'lere gideriz kıyafet değiştiren Barby'i de alırız.

Sahil : Ben vermem o barby'i.

Amour : Vereceksin.

Sahil : Çıkıyorum çeteden. dedi ve sandalyeye ters oturup arkasını döndü bize.

Yüz yıllık ev tesisatı gibi çete kurmuştum, bi yeri onarıyodum başka yerden patlak veriyodu.

Amour : Lan öyle değil, hiç bir zaman yazmayacağız onları kuraya. Kura çekildiğinde, içinden hep fırıldak çıkacak, dört tane fındık çıkacak, evdeki bozuk eşyalar çıkacak. Diğerleri hep görüntü sadece, anlıyo musunuz?

Sahil : O zaman barby'in sadece kutusunu getiririm.

Amour : Tamam anlaştık, içine ağırlık yapacak bir şeyler koy da getir, dedim.

Ne olur ne olmaz, o barby bebeğin başına bir iş gelse sadece Sahil değil, Sahilin yapımında emeği geçen annesi dahi, bayağı insanın canı yanabilirdi.

Amour : Şimdi eve gidin çer çöp ne varsa toplayın. Biraz para kazanalım.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

******************

Büşra ve Sahil'i anneleri bizim evdeyken yolcu ettim. Hazır evlerinde kimse yokken toplayabildikleri kadar eşya toplarlardı. Hemen uygun bir mekan düşünmeye başladım. Tren istasyon çıkışı, cuma pazarı, yazlık sinema önü, sahil, otobüs durakları, bakkalın önü... Çok fazla yer vardı ama bizim için en önemlisi güvenli bir yer olmasıydı. Ana babaları olmadan nereye gidiyordu ki bu çocuklar??

Akranlarımın tek başlarına gittikleri yerler.. Okul olmazdı çünkü okullar kapalı. Açık olsa da bunlarla giremezdik zaten okula. Belki çocuk parkı.. Ama o da bize yakışmazdı. Parka gitmiyoruz biz, çetemiz var. Çocuk gibi kaydıraktan kayamayız. Buldum. Kur'an kursu. O yaşta din üzerinden para kazancak olmak günah bile olmayabilirdi. Daha buluğ çağına girmemiştik neticede. Hemen anneciğimin yanına gittim. Mahalle kadınlarını toplamış sohbet ediyorlardı gene.

Amour : Annecim, benim cüzümü gördün mü?

Bettina*: Ne cüzü? Sen Kuran'a geçmedin mi? diye konuya ve geçmişe hakimiyetini tek cümleyle sergiledi annem. Topu çıkarmam lazımdı, öyle bir şey demeliydim ki hem gol, hem penaltı olmalı.

Amour : Geçtim ama unuttum ben anne. Baştan bir bakayım, bir güzel çalışayım. Hatta en iyisi ben kursa gideyim. Diyerek kamu spotu gibi konuştum.

O esnada Büşranın annesi Külkedisi da lafa girdi.

Külkedisi : Büşrayıda götür kursa giderken. Belki hoca efendi bir iki kelam bir şey öğretir.

Ben, Büşra ve Sahil koşa koşa camiye gittik. Ellerimizde niyet kutusunu cami avlusuna bıraktık. Cüzleri cebimizden çıkardık ve geçtik içeri. Kapıda durduk az. Hoca efendi yoktu. Oğlu bakıyordu o günlük.

Chn : Geçin oturun, ne bekliyorsunuz?

Sahil : Hoca yok mu?

Chn : Yok. Ne yapacaksınız kızım babamı?

Büşra : Bakmaya gelmiştik. dedi.

Ah be Büşra. Sen konuşmadan önce zaten yan yatmıştık ama henüz batmamıştık.

Chn : Ben sizin ananıza babanıza bakmaya geliyor muyum lan?

Chn : Kızım ya girin ya çıkın. Ne duruyosunuz halen kapıda?

Sahil : hoca bu saatlerde ara verirdi, teneffüs gibi. Onu bekliyoruz biz.

Chn : Derse girmediniz ki teneffüsü bekleyesiniz? Kafamı buluyosunuz kızım benle.

Sahil : Oldu o zaman, Allah zihin açıklığı versin, deyip çıktı dışarı. Bizde arkasından çıktık napalım.

Çetemizle cami önünde tezgahı kurduk. Kuran kursu bitmiş olacak ki herkes çıktı camiden. İlk müşterimiz geldi.

Müşteri : Satılık mı bunlar?

Amour : Yok kura ile.

Müşteri : Kura ne kadar?

Büşra : 50 kuruş sakız parası kadar.

15 dakika. 15 dakikada niyet kutusundaki tüm ıvır zıvır boşalmıştı. Sahil heyecanlanmıştı.

Sahil : Kızım çok para kazandık lan.

Büşra : Sayalım mı????

Amour : Eve gidince sayarız. Bu daha ne ki?

Liderlik apayrı bir konu. 49 lira paramız var. Bayağı bayağı para yani. Hem de bir günde kazanıldı. Bir çete lideri olarak eşit dağıtsam olmaz, kendime çok alsam haksızlık etmiş olurum. O nedenle masraflar adı altında, tamamen kendi uydurmam olan bir ayrı kalem kurdum. İşte kutudur, kırtasiye masraflarınıdır, kutudaki bazı ıvır zıvırların satın alınmasıdır diye uzun uzadıya anlattım çeteme. Pek bir kafalarına yattı. Yatacak tabi, beyin gücü bende, risk bende biraz fazla almışsam ne olmuş?
Niyet kutusu bayağı mesleğimiz olmuştu. Pazartesi ve perşembeleri, aramızda sözleşmeden sıkı bir kahvaltı yapıpi cami bahçesinde buluşuyorduk.Tezgahımız işliyordu, Merkez camisi yerine bizim camiye kursa gelen çocuklar vardı sırf niyet çektirmek için. Belki çok büyük hayra vesile oluyorduk. Bilmeden acayip sevap kazanıyor olabilirdik, belki o çocukların arasından hafız çıkan bile olmuştur. Çeşme yaptırsak bu kadar sevap kazanamazdık belki lan.
Her şey de güllük gülistanlık değildi elbet. Sağda solda söylentiler yükselmeye başlamıştı. Niye kimseye legolar, tetrisler, takla atan arabalar çıkmıyordu diyordu meraklılar. Söylentileri durdrumam lazımdı. İlk niyet gününde buna bir el atmalıydım. Ufak bir hile ile birisi yoldan niyet çekenlerin arasına karışsa ve kuradan küt diye elbise değiştiren barby'i çekse tüm şüpheler bitecekti, ama nasıl? Nasıl denk gelecekti o kişiye o kura? Kenarını kıvırsak? Ya bizim elemandan önce birisi çekerse o kurayı? Ya barby ona çıkarsa? Of. Buldum sanırım. Ayarlayacağımız elemanın elinde kendi niyet kağıdı olacak. Elini niyet kavanozuna sokup kağıt seçmeden avucundakini çıkartacaktı. Olay buydu be.. Hatta elemanı bile ayarladım. Dayımın kızı Black Dreams. İşte bu be. Tam çete lideri olacak biriyim. Tatlı çocuk moduna girerek annemle babamın yanına gittim.

Amour : Anne, dayımları arasak mı ? Black dreamside özledim oyun oynarız hem onla.

Annem dayımı aradı ve ertesi akşama geliyorlardı. Gerçi kuzenim bana sabah lazımdı ama onu kandırır gece bizde kalmasını sağlardım.

Ertesi akşam dayımlar geldiğinde yemeğin ardından BlackDreams'i alıp Sahil ve Büşra le tanıştıracaktım. Umduğum gibi olmadı. Dayım yemekten sonra benle kuzenimi güreşelim diye tutturdu. Ulan bu aileler erkek çocuğu olamadı diye neden bize erkek çocuğu muamalesi yaparlardı ya. Neyse güreştik Black Dreams ile. Güreştik diye simple past tense kullanıyorum çünkü dakikası dolmadan alt etmiştim. Zaten yarım klomdaydı. Dayım hırs yaptı, bir daha diye tutturdu. Neymiş Black Dreamsin eli kaymış. İyi dedik, bir daha tutuştuk yine devirdim. Üçüncü seferinde baktım olmayacak biraz oyalandım. Filmlerdeki gibi ilk önce yeniliyormuş gibi yaptım, dayım iyice gaza gelince devirdim tekrar blackdreams'i. Ulan resmen Tosun Paşa'daki rahmetli KEMAL SUNAL'ın güreş sahnesini yaşıyorduk. Dayanamayıp iki tane de yumruk çaktım. Tribünlere koşup annemlere doğru dizüstü kayayım dedim başımı yere vurdum a...k... Neyse pozuntuya vermeden nasıl koydum ama nasıl koydum diye bağırdım. Kız-Baba gıcıklık veriyorduk dayımlara. Dayım iyice gaza geldi. Benimle güreşmek istedi. Allah'tan sorumluluk sahibi bir ailem vardı, gülüp geçtiler bu duruma ama niyeti ciddiydi dayımın, gözlerinden okuyordum.

Dayım : Blackdreams, senden 1 yaş küçük, yiyosa gel benle güreş.

Benden 40 yaş büyük adam Blackdreams ile aramdaki yaş farkına takılmış, bana meydan okuyordu. Baktı ki benden hayır yok, babamı kaldırdı ayağa.

Dayım : Hadi güreşek eko.

Babam : Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Az önce tavlada çift mars aldım oyunu, şimdi de güreşte mi eline vereyim?

Ah be baba, dayımı gaza getirme diye düşünürken.....O da ne a.k...? Dayım soyunmuş, kumaş pantolon, üstünde beyaz atlet ısınmaya başlamış evin salonunda. Halıda şınav, mekik çekiyordu. Babamda dayanamadı soyundu. Annem bu saçmalığı kesin dercesine babama kaş göz yaptı.

Babam : Ya hanım, bu herif yanıyor, biriyle güreşmeden durmaz. Benle güreşmezse akşam karısıyla güreşecek, yazık kadın zaten hamile. Bırak çalayım şunu yere.

Çaldı da. Ama öyle böyle değil. Deve bağlama diye bir hareketle, başlar başlamaz sırtına aldı, başladı döndürmeye adamı havada. O kadar çok döndüler ki, takip ederken benim de başım döndü. BlackDreams başladı ağlamaya. Kızı benim yendiğim yetmiyomuş gibi, şimdide babam babasını alt ediyordu. Mevzu nerelere gelmişti Allahım, ben nasıl işbirliği yapacaktım bu çocukla? Üstelik bir de üçkağıtçılığa ortak edecektim bu kızcağızı.

Babam bir anda sırtındaki dayımı fırlattı üçlü koltuğa. Dayım hemen ayağa kalktı, babama doğru hamle yapmaya yeltendi, ama ancak üç adım atabildi, üçü de çarpık çurpuk. Başı döndüğü için üçüncü adımda kapaklandı yere. Black Dreams ağlayınca annesi de ağlamaya başladı. Babamsa işi eğlenceye vurmuş, yerde yatan dayımın başına dikilip 10'a kadar sayıyordu.

Babam : Bir, iki, üç... Annem hemen kolonya getirdi, dayımın bileklerine ovuşturup kolonya koklattılar.

Dayım : Bu sayılmaz tam ısınmadım ondan oldu. Biraz daha şınav mekik çekeyim, bir daha güreşeceğiz dedi. Annem gecenin ilk emrini verdi. Al şu kuzenini çıkın dışarı dedi. Tamam anne diyerek aldım blackdreams'i yanıma.

Babam hala dayımı dolduruyordu, Kız şınavı çekme, göğüs yere değecek şınav çekerken. Askerlik yapmadın mı oğlum? Çürük müydün sen?
Yengem yalvarmaya başladı dayıma, Enişte Allah aşkına yeter diye yalvarıyordu kadıncağız. Babam çok eğleniyordu.

Black Dreams halen ağlıyordu. Ağlama lan artık. Gel seni arkadaşlara götürelim orada barby bebek var, tetris var oynarız. Sahillere gittim. Büşra ile sahil oturmuş tetris oynuyorlardı. Blackdreams'i tanıttım, olayı anlattım. Kuzenim başlarda ürksede barby bebeğe sahip olmak koşuluyla kabul etti. Ertesi sabah dediğimiz saatte gelecek, avucunda sakladığı ''Barby'' yazan kura kağıdını çaktırmadan kavanozdan çekmiş gibi yapacaktı. Eve gelince de alacaktım tetrisi elinden. Bitti gitti. Büşra ve Sahil olayı büyüttüğümü düşünüyordu. Kimse parasını geri istememişti, kimse bir daha kura çekmemezlik etmemişti sonuçta. Ufak bir söylentiydi. Ama Chn Hoca'nın geçen yaz kursta dediği gibi, '' Bir bardak kolanın içine bir damla çiş damlatsalar içer misiniz? İçmezsiniz. Ama bakın koskoca bardak kola var, için dede sadece bir damla sidik var. Yine de mideniz bulanır. Çünkü süt saflığını kaybeder''. Aynen aktardım çete üyelerime bu sözleri. Kusursuz olmamız lazım dedim. '' Biz sütüz '' '' Bir damla sidik olmamalı içimizde. ''

Ne olacak lan bir damla sidikten, ben içerim dedi Sahil. Kola içmiyorum ben normalde, kola değil de atıyorum süt olsa, bende içerim dedi Büşra.

Amour : Lan cicişler, olayın özüne odaklanın. Kimse kıllanmasın. Kimse şüphelenmesin bizden.

Ama benim kafam gitti, galiba ben de içerdim. Ne olacaktı ki? Bir damla? Hele hele kola degil de süt olsa kesin içerdim. Neyse toparlandık eve götürdüm BlackDreamsi. Eve gittiğimizde dayımla babam bu sefer bilek güreşi yapıyorlardı. Dayım her spor dalında şansını deniyordu anladığım kadarıyla.

Dayım : Benim sağ kol güçsüz, solağım ben, gel sol elle yapalım.

Babam : Sol elle yapacaksan iki elini kullan lan. Bende solağım zaten.

Gerçektende solaktı babam. Dayım kendi kalesine gol atmıştı resmen. Babam şova kalkacaktı belliydi.

Ertesi sabah tezgahı kurmaya giderken Black Dreams'ide götürdüm yanımda. Yolu öğrensin de kaybolmasın diye yavaş yavaş, uzun ama düz olan yoldan gittik. Avluyu gösterdim. Tezgahı kurduk. Film başlıyordu. Dışarı çıkanlar hemen toplandılar tezgahın başına. Benim gözüm yoldaydı. Black Dreamsi bekliyordum. Derken kuzenim belirdi yolda. Islık çala çala yürüyordu. Bizle ilgilenmiyor gibi yapacak ya, büyütüyordu rolünü iyice. Bir an avluya baktı ve sesini duyduk.

Black Dreams : Aaa, orada neler oluyor acaba? diye kendi kendine konuşuyordu asalak. Televizyon dizisi karakterleri gibiydik.

Black Dreams : Merhaba sıkı Müslümanlar, bende niyet çekebilir miyim?

Amour : Tabi 50 kuruş alayım.

Black Dreams : Yok ki.

Büşra : Ama parası yoksa nasıl olacak?

Sahil : Lan planlarımız suya gitti.

Sinirden tükürük çıkıyordu ağzımdan, bu üç asalak müşterilerin önünde tartışıyor ve güzelim planı suya düşürüyorlardı. Kuzenimi acil olarak göndermem gerekiyordu oradan. Yoksa herkes anlayacaktı durumu.

Amour : Defol git kız buradan.

Black Dreams : Yengemlerin eve mi gideyim, bizim eve mi?

Amour : Sahil al götür şunu, elimden bir kaza çıkacak.

Planlar istediğim gibi gitmemişti. Çete lideriydim ama üyelerimi kontrol edemiyordum. Sahil, kuzenimi götürdü tenha bir yerde eline 50 kuruş verdi ve geri döndüler.

Black Dreams : Ahahah sizi sıkı müslümanlar az önce şaka yaptım. Param varmış ya cebimde yeni fark ettim.

Geldi Black Dreams parayı uzattı. Allah'tan diğer eliyle uzatmayı akıl edebildi. Elini yumruk şekilde soktu ve kavanozdan içeri döndürmeye başladı, döndürdü döndür ve açtı kağıdı.

Black Dreams : Barby!! Barby çıktı bana!!

Büşra : Vallaha mı lan? İyi bak meyve suyu olmasın?

Sahil : İyi bak ya meyve suyu olmasın?

Kurayı izleyenlerden birsi atladı. Barby çıktıysa çıktı, verin işte. Kazandı. Mızıkçılık yapmayın diye sesler yükselmeye başlamıştı kalabalıktan. Haklılardı. Zaten tezgahımız bunun üzerine kuruluydu. Boş barby kutusunu verdik. Ağırlık için içine ne koydu Sahil, bilemiyoruz. Tezgah kapandı. Şimdi eve gidip o barby'i tekrar alacaktık Black Dreams'ten.

Sahil : Amour, bu kızı düşürmez değil mi barby'i? Kırılmasın?

Amour : Düşürse ne olacak zaten, kutusu var sadece, ne koydun ki içine ? Ne var kırılacak?

Sahil : Barby.

Amour : Ne barby'i lan? Hani sadece kutuyu getiriyordun?

Sahil : Başlarda öyleydi, baktım barby'in çekilme ihtimali yok, üşendim her defasında taş koymaya. Barby'i koyup getiriyordum kaç seferdir.

Amour : Neyse canım, düşürmemişti herhalde.

Eve geçtim. Annem aç mısın diye bağırdı. Yok anne, büşralara gidicez, Black Dreams nerede?

Bettina* : Yengen götürdü.

Amour : Ya oyun oynardık ne güzel, Barby'i odaya mı bıraktı?

Bettina* : Niye bıraksın barby'i, aldı gitti. Dedenin de alacağı olsun, sen de onun torunusun, sana ne zaman aldı o kadar pahalı bir hediye? Ayda yılda bir geliyorlar, bir de madalya takar gibi pahalı hediye alıp ödüllendiriyor çocuğu, Benim evladımın neyi eksik?

Amour : Dedem mi almış, barby'i ? Ağladım ağlayacaktım. Annem yanıma gelip sarıldı bana.

Bettina* : Üzülme kızım, üzülme. Deden sana da alacakmış.

Koştum odama. Nasıl açıklayacaktım bunu Sahil'e? Ağladım. Kendime gelince gittim yengemleri aradım. Black Dreams'i istedim telefona.

Black Dreams : Ne var?

Amour : Ne olsun be. Bak ne diyecem kuzenim. Senin ağzını yüzünü kırarım hayvan kızı hayvan ver o barby'i. Öldürürüm lan seni köpek! Leşine çomak sokarım, deşerim. Kediye köpeğe yediririm. Babanı bile döverim, sen kimsin lan it?

Black Dreams telefonu yüzüme kapattı. Yine hıçkırık başlamıştı. Topladım kendimi, geri aradım.

Black Dreams : Ne var?

Amour : Ne olsun be. Bak ne diyecem kuzenim. Az önce sinirlenip biraz ayıp etmiş olabilirim. Sen benim kuzenimsin, akrabamsın. Akraba akrabaya öyle şeyler yapar mı? Hem bak ramazan bayramı yaklaşıyor. Bu bayram sabahı seni yatırıp kıtır kıtır kesmez miyim lan? Kimin malını çalıyorsun sen, senin gelmişini geçmi....... yine kapattı telefonu.

Yapacak bir şey yoktu. Sahil'e gitmeden önce Büşra'ya uğradım. Kazandığımız paraları vermesini ve bir barby bebek almamız gerektiğini anlattım. Neymiş kazandığı parayla Donatello almış kendine. Ulan Donatello kim, sen kim? O takımın beyniydi, bilir kişisiydi, ihtiyar heyetiydi. Millet kılıçla düşmana dalarken o sopayla dalıyordu. Kas gücünü değil, beyin gücünü kullanıyordu. Bendim lan Donatello. Neyse çıktık dükkanları gezdik. Barby her mağazada aynı fiyattaydı. Aldık bi tane gittik Sahil'in evine. Oyuncağını aldı. Hiç bir şeyden haberi yoktu garibin..

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm


**************


Gene bir pazartesi günü ben, Sahil ve Büşra caminin önünde buluştuk tam tezgahımızı kuracakken Arz ve adamları cami duvarlarında oturup bize bakıyorlardı. Duvardakiler medeni insan gibi atlayarak indiler yanımıza. Arz henüz inmedi. Parende atarak atladı aşağıya. Duvar bile şaşırdı harekete. İstemsizce '' Uuuuvvvv ' nidası çıktı ağzımdan. Evde Tek Başına filmindeki çocuk yerine Arz'ı koysalar yürür giderdi Arz. Hiç lafı gevelemedi.

Arz : Ne kazanıyorsanız yarısını alırım.

Arz : Hangi günler çıkıyorsunuz bu işe?

Büşra : Pazartesi

Sahil : Perşembe

Arz : Karar verin lan? Pazartesi mi, Perşembe mi?

Arz, kimdi ulan? Eğer buraya bizimle konuşmaya gelmişse, kaç saattir bizi burada beklediyse, bizden haraç istiyorsa, bizi ciddiye alıyor demektir. İşte o gün sen beni çetene alacaktın Arz efendi.

Amour : Sadece pazartesi.

Arz ve adamları gittiler. İlk pazartesi kahvaltı bile etmeden kutuyu sırtlayıp gittik. Arz'ın adamlarından biri camiye gelmiş, duvarın üstüne oturmuştu. Para tatlı gelmişti tabi, ulan kendi kendinize hayatta aklınıza gelmeyecek tezgaha kaba kuvvet yoluyla konmuştunuz. Neyse. Her pazartesi gelir oldular. Bir gün perşembe günleride işe çıktığımızı öğrendiler. Perşembe günleride gelip haraç almaya başladılar. Büşra ve Sahil onlara haraç verdiğim için beni aşağılık olarak görüyorlardı aklılları sıra. Büşralara gittim, Sahil ile Büşra oturmuş gene tetris oynuyorlardı.

Büşra : Vay vay vay vay kimler gelmiş, Arz'ın sağ kolu, diye tavır yaptılar akıllarınca.

Amour : Kızlar oyunu bırakın, size neler anlatıcam neler.

Amour : Senden çay isteyen mi oldu kadın? Tamam, hadi bırak git, diye posta koymaya kalkarken cümleye daha noktayı koymadan kafama tokatı yapıştırmıştı Büşra'nın ablası. Kapı kapanır kapanmaz;

Amour : Ablana koyduğum postadan da anlayacağınız gibi, ben başka biriyim artık gençler.

Sahil : Ne oldu, Arz'ın çetesine mi geçtin yoksa??????

Amour : Hayır tam tersi, dün mekanına gittim. Benim kendi çetem var Arz. Büşra gibi, Sahil gibi kız ama yürekli elemanlarım var. Ayağınızı denk alın. Zeytin burnunu asfaltına gömdürmeyin kendinizi. Yapamayız sanma bunu yapabilecek kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur dedim.

Büşra : Bittik lan biz. Arz bizi öldürür. İsmimizi niye verdin??

Amour : Ulan adama tarihi postayı koymuşum dediğin lafa bak.

Büşra : Sen koy, sen öl oğlum, bizi niye karıştırdın? bittik biz.

Sahil : Harbiden bittik biz.

Amour : Makarna var mı?

Büşra : Kızım sen iyice Bakkal Tahsin amca sanmaya başladın bizim evi. Dur bakayım. Aa evet var. diyerek getirdi bir poşet.

Açtım çubuk makarna poşetini. Göstererek anlatacaktım, etkili olmasını umuyordum.'' Tek tek olursa, aha bak tek tek kırabiliyorum bunları, ammma eğer birlik olursak...'' deyip kalan makarnayı kırmaya çalıştım ama kırılmıyordu. '' Bak işte böyle kenetlenirsek kıramaz bizi'' diye derdimi anlatmaya çalıştım.

Sahil : Jackie Chan filmi la bu! İzledim ben onu.

Amour : Ne fark eder ulan, Önemli olan mesaj.

Büşra : Ver bakayım onu, kırarım ki ben onları, deyip elimdeki makarnaya uzanmaya çalıştı.

Vurdum eline bi tane. Ne desem düz anlıyorlardı.

Amour : Lan manyak mısınız? Kırsan ne olacak önemli olan mesaj lan mesaj!! Birlik olucaz gençler, bizi çetesine almadığına bin pişman olacak Arz, dedim.

Sahil : Bıçakla kesilir mi o makarnalar?

Amour : Kesilir tabi kızım.

Sahil : Ya bıçaklarsa Arz bizi. Toplu halde tak tak tak diye?

Amour : 11 yaşında lan adam. Manyak mısınız ne bıçağı? Düşünmeyin öyle şeyler. dedim.

Dedim de, bir ses yankılandı birden mahallede. Aman Allah'ım bu ses, o sesti.

Arz : Amooooooouur.!!! Amourrr!!

Kahramanımın sesi. Arz lan bu. Postayı koymuşutum peşimden gelmiş it herif.

Amour : Arzz! Naber?

Arz : Sanane kızım. Bittiniz lan siz. İnin aşağıya, bıçaklıcam lan üçünüzü de!!

Sahil başladı ağlamaya, sanki adama akıl vermiş gibi, '' Ne dedim lan ben? Ne dedim, bıçaklıcak dedim. Bittik biz. O esnada yan camda Büşra'nın ablası belirdi. Kimi bıçaklıyon lan sen? Bekle geliyorum itin dölü! Anana da anlatacam hepsini. Bunu duyan Arz, son kulvara girmiş at gibi koşuyordu mahallede. Arz'dan korkmuyordum bunu ona göstermek için arkasından gittim.

Amour : Ee Arz napıyon?

Arz
: Plan.

Amour : Yardımcı olayım, fena değilimdir o konuda, bilirsin.

Arz : Kızım senin derdin ne? Bunca zamandır çete reyisiyim, bu kadar beni döv diye bağıran birini görmedim daha. Aklında bir şey mi var? Neyinize güveniyosunuz kızım?

Amour : Bak Arz, senin yolun ayrı, benim yolum ayrı. Bana ve çeteme dokunma ki ben de senin çetene dokunmayayım.

Arz : Lan eninde sonunda çüzcem seni. Sonra çok pis düvcem. İbretlik dövcem. Yenibosnada bile anlatacaklar Arz,
r'u nasıl dövdü diye.
Amour : Vallaha mı? Zevk duyarım. Dünya yuvarlak be Arz, Bak nerelere geldi olay.

Arz: Görüşeceğiz lan sizle, dedi ve arkasını döndü gitti çetesiyle.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm


*****

Üç gündür Arz'dan ses soluk yoktu. Şanım yürümüş gitmiş, olayı gören görmeyen, duyan duymayana bire bin katıp anlatmıştı. O akşamüstü konuşurken benim Arz'ı tokatlamadığımı mı kalmış, ayaklarımı öptürmediğim mi, döz çöktürüp havlatmadığım mı, neler neler.. '' İki medeni çete reisi gibi konuştuk'' dedim soranlara. Büşra'lara gittim. Yanlarında biri vardı. Yaz günü bere ile dolaşan biri. Büşra tanıttı onu.

Büşra : Adı Güzünsonyapragı, aslen bosna göçmeni. 60 volt elektriğe kadar dayanıklı, 220 voltu 5 saniyeden sonra tutamıyor. Her türlü böceği yiyo.

Amour : Lan bir durun, dur! Ne demek 220 voltu 5 saniye tutabiliyor? Raiden mi lan bu kız? Bir saniye bi saniye. Böcek mi yiyor? Nerden buldunuz bu çizgi filmi kahramanını?

Sahil : Valla bizim çetemize girmek istiyor.Güzünsonyapragı benim akrabam, Biz deneme ettik, üçlü priz taktık fişe, çıplak elle avuçlayıp 5 saniye tuttu. İki hamamböceği, bir arı yedi. Arı dilini soktu konuşamıyor. Arıyı öldürmeden diri diri yedi. Daha heyecanlı oluyormuş. Şimdi en önemli özelliğine geliyorum. Güzün son yapragı köpekten korkmuyor. Hem de hiçbir köpekten..

Amour : Köpekleri mi durduruyor? Saldırmıyor mu buna köpekler?

Sahil : Yooo saldırıyor. Her tarafını ısırmışlar. Kulağını kopartmış bir tanesi. Göbekten kuduz aşısı yiyor hâla. Ama köpekten korkmuyo işte. Sahil cümlesini bitirmeden, Güzünsonyapragı beresinin ucunu havaya kaldır. Bir kulağı yoktu kızın. Elimle kapat işareti yaptım.

Adamlar çeteye alım yapmıyor Yeniçeri ocağına asker alıyorlar sanki. Neyse katılsın çetemize dedim. Şimdi 4 kişi olmuştuk. Paylarımız azalacaktı. Ama ekstra iş bulmamız gerekiyordu. Karşıda inşaat halinde olan yerde, demir çubuklar vardı. Deli para ederdi. Bi plan yapıp onları alacaktık. Akşam oldu. Annem Bettina* odama geldi.

Bettina* : Kızım geç otur bakalım şöyle, senle konuşacaklar var.

Acaba, kazandığım paraları mı gördü? Çetemden mi haberdar oldu? Büşra ve Sahil gidip ona bir şeyler mi söyledi? Black Dreams ile olan muhabbetimi duymuştu?Niyet kutusundan niyet çekenlerden biri beni anneme mi ispiyonladı? Arz ile aramızdaki husumeti mi öğrendi? O değil de ne kadar çom cürmüm varmış. Acaba ne konuşacak benle diye düşünüyodum.

Bettina* : Kızım bak sen artık kocaman kadın oldun. Çocuk değilsin, bazı şeylere aklın eriyordur. Artık bazı şeyleri konuşmanın vakti geldi, kadın oluyosun sen artık.

Amour : Evet annecim kadın oluyorum ben.

Bettina* : Şimdi böyle nasıl anlatayım? Hani erkekleri falan gördüğünde icin gıcıklanır falan, bir yerlerinde bir şeyler olur ya, onlar normal şeyler.

Bettina* : Nasıl anlatayım kızım, böyle rüyanda falan garip garip şeyler görüyor musun?

Amour : Erik ağacı gördüm dün rüyamda.

Bettina* : Sonra ne oldu?

Amour : Koştum yedim hepsini. Dalını budağını kırdım ağacın, öyle erike acıkmışım. Bir tane bile bırakmadım ağaçta, babam pazarda erik almıyor , konuşsana babamla bize de alsın.

Bettina* : Öyle değil lan! Böyle erkeklerle falan görmüyor musun kendini?

Amour : Ha evet, geçen Chn'ı görmüştüm.

Bettina* : Cami hocasının çocuğu lan o! Töve tövbe. Ee ne yapıyordunuz?

Amour : Kızartma yapıyodu, onları yemeye çalışıyordum, vermiyordu. Dövüyordu beni. Bende tekma atıp kaçtım.

Bettina* : Hasbinallah! Kızım hiçbir erkeği falan öpmüyor musun rüyanda?

Amour : Öpmek mi? Niye öpeyim ki? Birine bir şeymi yapmıştım, öpüşüp barışmamız mı gerek?

Annem alnındaki teri elinin tersiyle sildi. '' Tamam, daha şey olmamış. Seneye konuşuruz.'' dedi çıktı. Neydi ki şimdi bu?

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

************


Akşam oldu, Büşra, Sahil ve Güzünsonyapragı geldiler oturduk film izliyorduk ailecek. İnşaata gidip demirleri alacaktık. Heyecan basmıştı, operasyona çıkacaktık birazdan. Çıkacaktık da, sahi biz gece gece dışarıya 4 kız olarak nasıl çıkacaktık? Öngörüsü sıfır bir grupla yola çıktığım için mala bağlamıştım bir an. İşin kötüsü babamla filmi izlerken benim bunları düşünüyor olmam, ama Büşra, Sahil ve Güzünsonyapragı hâlâ olayı çakamamış vaziyette mal mal ekrana bakıyorlardı. Babamdan daha heyecanlı izliyorlardı, çekirdek dayanmıyordu üçüne de. Çekirdek dayanmı.... Çekirdek!! Evet ulan!! Çıkış vizesi bulmuştum, çekirdek almak için çıkacaktım evden.

Amour : Baba alınacak bir şey var mı bakkaldan? Çekirdek alayım, para ver.

Baba : Bu saatte ne çekirdeği? Otur oturduğun yere.

Amour : Bitiyo baba çekirdek! Çekirdek biterse biz naparız?

Babam : Oksijen mi lan bu? Bitse ne olacak. Kabuklarını emin tuzlu tuzlu, tadı aynı.

Büşra hemen kabuklara saldırdı, emmeye başladı. Tadını da sevdi.

Amour : Bana ben filmden sıkıldım, tetrisi bağlasak mı? Oyun oynayalım biraz.

Babam : Olmaz, Büşralara gidin orada oynayın.

Hem gol, hem penaltıydı! Babam benim be! Çetemi dışarı çıkartabilecektim sonunda! Şuursuz bir coşkuyla ayaklanmıştım. Hadi çıkalım arkadaşlar dedim.

Sahil : Dur ya film bitmedi ki!!

Aha gitti güzelim orta, babam tam kafama göndermişti topu halbuki, yükselememiştim, kafamın üstünden gidivermişti top. Havaya kafa atmıştım resmen.

Amour : Sahilcim fena mı olur gece gece iki el oyun atsak???

Sahil : Bu gece oynamıcam, anneme söz verdim. Kızıyor her gece her gece.

Duyan da evin rızkını her gece meyhane köşelerinde yiyonuz sanacak! Resmen çete elemanlarımı numara çevirerek ikna etmeye çalışıyorum. Böyle iş mi olur!!

Tam o sırada Chn hocam misafir oldu mahalleye gür sesiyle. Yatsı ezanı okunuyordu. Saat neredeyse 22.30 idi. Yazın bayağı geç okunuyordu. Babam filmi duraklattı. Evde beş kişi ezanın bitmesini bekliyoruz ama ben beklemiyorum, kafam tıkır tıkır çalışıyor, pozisyonu gole çevirmem an meselesi. Zaten bu ada son şansımız, namaza diye çıktık çıktık, yoksa yatacaktı bizim iş. Zaten Chn hoca, bize kur'an dersleri verdiğimiz için, sadece biz kız öğrencilerinin gelip namaz kılacağı özel bölme yapmıştı. Babam izin verirdi gitmemize.

Amour : Sahil, Büşra, Güzünsonyapragı? Camiye mi gitsek? Kur'an çalışırız, bide yatsıya dua ederiz? Chn hocada kızıyo gitmiyoz diye? deyip göz kırptım. Anlasınlar diye bir ara iki gözümü birden açıp kapattım. Büşra'da bana aynı şekilde karşılık verdi. Ulannnn! Anladılar şükür ki. Tam koştuk sokağa, annem seslendi arkamızdan, kaçarken vurulup olduu yere yıkılan gibi kalakaldım olduğum yerde.

Bettina* : Durun!!

Durduk hemen, suçüstü yakalanmış gibiydik, Sahil ellerini havaya kaldırdı. Yüzünü yere serdi.

Bettina* : Abdest aldınız mı siz?

Vay arkadaş günaha katmerli mi girecektik? İnşaattan demir çalmaya abdestle gidilir mi? Hayır namaza abdestsiz gitmek ayrı, ona hiç girmiyorum bile. Banyoya sırayla girip ağzımızı yüzümüzü yıkar çıkarız diye anlaştık aramızda ama annem başımızda dikildi. Mecburen aldık abdesti.

Büşra : Gençler salın o abdestleri, yanımızda götürmeyelim günah lan!

Sahil : Geğirsem gider mi abdest?

Amour : Ne geğirmesi lan, çiş yapın, kaka yapın başka yolu yok.

Güzünsonyapragı : Var aslında, kan çıkarsa gider abdest, Kan kardeşi olalım.

Büşra ile din kardeşi bile olmak yeteri kadar travmatikti benim için, bir de kan kardeşi olacağımız varmış.Hangi niyetle çıktığımız yolda şartlar nasıl gelişiyordu, nasıl oluyordu bilmiyorum, ama inşaata demir çalmaya giderken abdest almak zorunda kalıyor, sonra bunu etik bulmayıp aldığımız abdesti kaçırmak için çözüm diye elimizi kesin kan kardeşi olmayı düşünüyorduk. Ben, Büşra ve Güzünsonyapragı farklı yollarla abdestimizi saldık. Ama sahil farklı yollarla abdestini bozamadığı için mecburen kan akıtması gerekiyordu.

Sahil : İnsan kendini nasıl keser ki? Ben yapamaz siz kesin.

Yerden bir çakıl taşı aldım hemen, dünden hazırmışım meğer, başladım hızlıca Sahil'in kolunu çizmeye. Bir türlü kanamıyordu kolu, maşallah kayış gibiydi. Kolunu alıp duvara sürttürdüm yine kanamadı. Baktım Büşra, Sahil'in kolunu ısırmaya kalkıyor, tokatladım Büşra'yı. Sahilide ittim yere. Yere düşer düşmez ellerini çakıllara sürtüp kanattı avcunu. Nereden başladık, nerelere geldi iş. Babamın sesini duyduk da irkildik.

Babam : Kavga etmeyin lan! Hadi kıldılar bile sünneti, bari farza yetişelim.

Aha şimdi boku yedik. Çaresiz takıldık babamın arkasına. Abdesti bozduk da diyemedik, kıldık namazı öyle. Yine bir şekilde günaha girmeyi başardık.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm



****

İnşaat planı suya düştü. Çete sayımız 4 ama kazandığımız para azdı. Bide Arz'a pay veriyorduk. Buna bir son vermenin vakti geldi artık.

Amour : Toparlanın Arz'ın mekanına ziyarete gidiyoruz.

Tren istasyonundan aşağıya indik. Büşra da, sahil de ve Güzünsonyapragı da en az benim kadar heycan yaşıyorlardı. Arz'ın ofis olarak kullandığı vagonun olduğu yere geldiğimizde Arz'ın adamları birden etrafımızı sardı.

Arz'ın adamlarından biri : Niye geldiniz lan?

Amour : Arz beye bakmıştık, dedim. Arz için ilk defa biri bey diyordu. Yine dalga geçiyorum zannediyordu herkes.

Arz'ın adamlarından biri: Arz ' mı çağırdı?

Amour : Arz ne zaman çağırdı da ben ayağına geldim?

Amour : Size Arz'ı çağırın bana dedim!!!

Dememle, Arz'ın vagonun üstünden ters parende atlaması bir oldu. Tutamadım kendimi alkışladım Arz'ı. Yine küçümseyip dalga geçiyorum sandılar. Vagonun içinde sadece biz vardık. Ben ve Arz. Arz'ın elinde demir bir zincir vardı, masaya koydu.

Arz : Bunlar senin için.

Amour : Vallaha mı, bana mı aldın? Teşekkür ederim, deyip kaptım zinciri.

Arz : Senin için derken, seni döverken kullanıcam. Sana özel hazırladım. Zinciri lunaparktaki atlıkarıncalardan söktüm. 90 kiloya kadar taşıyabiliyormuş. Döverken kopmaz, dağılmaz.

Amour : Senin çeteyle kapışmayı bende istiyorum hemde bu gece. Dövüşelim koçum bu gece, inşaatta. Kırma beni bak, birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Ayıp ediyorsun.

Arz : Sizinle dövüşeceğimiz zamanı ben seçeceğim kızım.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm


******************

Ertesi akşam tüm bu gelişmeleri annem ve babam öğrenmişti. Annem sinir küpü olmuştu ama babam kıyamıyordu bana. Annem kaş-göz işareti yaparak beni cezaladırması gerektiğini anlatmıştı babama.

Babam : Söyle bakayım, ben şimdi nasıl döveyim seni?

Amour : Bilmem baba, tokatla istersen.

Babam : Saçma salak konuşma lan, kızıma nasıl tokat atayım, canın acır.

Amour : Valla baba elime süpürgenin sapıyla vur çok acıtmaz, okulda öyle yapıyorlar.

Fikir babamın aklına yattı, kaptı süpürgeyi. Parmak uçlarımı birleştirerek okulda öğretmen cetveli yer şekilde uzattım ellerimi.

Babam : Kızım açsana avucunu, parmak uçlarına gelirse çok acır.

Avucumu açtırdı, avucuma sopayla dokundu resmen, hissetmedim bile.

Babam : Bu sana ders olsun, bir daha yapmazsın.

Babamdan yediğim ilk ve tek dayaktı bu, ki dayak bile değildi. Odama geçtim, huzur doluydum. Beş dakika sonra annem geldi. Yatağımın yanına çöktü. Kulağıma o kendine has melodik sesiyle tatlı tatlı fısıldayarak '' Sabah seni kahvaltıdan sonra mı döveyim, kahvaltıdan önce yatağına mı istersin dayağını? Kahvaltıdan önce istersen, saat kurup biraz erken kalkıcam '' dedi. '' Zahmet etme anne, kahvaltıdan sonra döversin'' dedim. Çıktı annem.Sabaha kadar uyumadım. Benim bir hata olduğumu düşünüyordu annem. Ama o hatayı ben değil onlar yapmıştı. Milyonlarca spermin arasından ben olmuştum. Milyonlarca spermi alt edip zaferi ben kazanmıştım. Bu benim başarımdı. Beni dövecekti, tatmin olması için olayı heyecanlandırmak istedim. '' Acımadı ki!! Acımadı ki!! Daha sert vur! Erkek gibi vur. Black Dreams gibi vuruyorsun'' diye bağırıp durdum dayak boyunca. ''Duvardan duvara çalma''nın bir deyim olduğunu zannediyordum ki, bir İç Anadolu kadını dövüş biçimiymiş.

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm



***************

Ertesi sabah ben ve çetem mahallede kırılmadık cam bırakmadık. Her camdan içeri taş atıyorduk. Attığımız taşların üstüne Arz yazıyorduk. Tüm zillere çalıp kaçıyorduk. Tüm mahalle bunu yapanların Arz ve çetesi olduğunu çoktan kabullenmişti. İnşaata gittik demir çubukları çaldık. Üzerlerine Arz yazıp tekrar yerlerine koyduk. İnşaat çalışanları Arz ve çetesini her gördüklerinde dövdüler, bakkal, terzi, kasap ve tüm esnaflar hep dövüyordu Arz ve çetesini. Arz ve çetesi çok dayak yiyorlardı ve çok sinirliydiler bize karşı. Sonra ortadan kayboldular birden. 3 hafta hiç görülmediler. Görülmeye niyetleri yok gibiydiler.

Büşra : Çok mu ileri gittik? Hani bir iki gün dayak yerler diye düşündük de haftalardır dayak yiyorlar.

Sahil : Arz bunun altında kalmaz Amour, biliyorsun değil mi?

Amour : Sanırım abarttık. Sahi Biz naptık lan? O adam olmadan derbi heyecanı olmaz. Fenerbahçe tek başına sahaya çıkıp idman mı yapacak? O adam Beşiktaştı. Galatasaraydı. Trabzonspordu. Arz'ı yedirtmem lan! O benim ezeli rakibim, oker yoksa Batman ne işe yarar? Doktor Oktopus olmadan Örümcek Adamı kim ipler?

Koşarak çıktık evden. Vagona yetiştim. Arz bir köşede oturmuştu. Kimse kalmamıştı etrafında. Beni görünce ayağa kalktı ve tekme attı.

Amour : Ne yapıyorsun lan? El uzatmaya geldim sana hayvan. Baban mahalleliyle geliyor, seni burada görürlerse bitersin. Gel bizimle kurtarıcaz seni.

Arz : Burası benim gizli yerim kimse bilmiyor yerimi.

Büşra : Ben söyledim, dedi ve kaçtı. İstemsizce güldüm.

Arz : Ne oluyor lan? Şimdi napacam ben? Bana yardım edin Amour. O zillere ne ben ne çetem basıp kaçmadı, o camları biz kırmadık. O demirleri biz çalmadık.

Amour : Neler yaşamışsın be Arz .

Arz : Ulan bakkala gidiyorum bakkal dövüyor, trende gidiyorum yolcunun biri tokatı koyuyor. Uyuz it gibi oldum, her an biri bir tane vuracakmış gibi geliyor. Sürekli koruma tuşuna basan bebeklere döndüm.

O esnada tuttu duvara fırlattı beni. Benim için hazırladığı zinciri aldı Arz eline. Suratıma suratıma vurdu. Yalan yok, kendimi o an çok özel hissettim. Sahil ayırmaya çalıştı bizi. Arz beni eline alıp, beni sopa gibi kullanarak Sahili dövmeye başladı. Adam sevmiyor işte kavgasının bölünmesini. Çok pis dövdü beni. Dövdü dövdü gitti. Bir iki dakika sonra elinde kocaman bir taşla ( iki eliyle anca taşıyordu ) Büşra belirdi. Sanki kaplumbağa ezecekti o taşla hııııamnnnna..

Büşra : Kaçtı mı o it?

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm

******************

Eve gittiğimde annemden gizli odama girdim, başıma kadar çektim battaniyeyi. Babaannemin romatizmaları azdığında çıkardığı sesler gibi sesler çıkartıyordum. Battaniyeyi açtı bir el. Babam yüzümden başlayıp tüm vücudumun röntgenini çekti.

Babam : Sen mi dövdün, o mu dövdü?

Amour : O dövdü anne.

Babam : Anne mi? Benim lan baban. Kafana çok mu vurdu?

Amour : Yok kafama hiç vur vurmadı. Hatta döverken, okuyacasın sen kafanı koru dedi.


********************

Annemin bağırmasıyla uyandım yeni haftanın ilk gününe.

Bettina* : Bugün Hıdırellez. Bahçede ateş yakıcaz. Şu köşedeki toprağa da ev çizicem, bir evimiz daha olur inşallah.

Hıdırellez'in çok fazla anlamı olabilirdi, ama bizim mahallede oldukça sadeydi. Bir ateş yakılacak, üstünden atlnacak, sonra toprağa hayalini kurduğun şeyin şekli çizilecek, Hızır Aleyhissellam da imdadına yetişip isteğini gerçekleştirecekti. Her hıdırellez sabahı, bizim bahçe modern sanat müzesi gibi oluyordu. Herkes her bulduğu yere bir şey çizerdi. Favoriler ise arabalar ve evlerdi. Tek tük çizilen ve çizeni ele verenler ise gelinlik resmi, bebek arabasında bebek resmi ve odun resmiydi. Babam, '' en büyük utancımdır '' derdi odun resmi çizilmesine. Bir komşumuzun yakacak odunu yok ve bizim bundan haberimiz bile yok deyip efkarlanırdı. Yıllar sonra babamın her çizeni tek tek gözlemesi sonucu öğrendik ki onlar odun değilmiş ya la. Külçe altınmış. Paranın değeri düşüyor, altın her zaman değerlidir diye amcanın biri çizermiş meğer. Herkes tek tek atlıyordu ateşin üstünde. Ateş yavaşlamıştı bir an. Babam devreye girdi.
'' Kaç tane adamız burada. Hallederiz! Mahallenin erkekleri işesin ateşin üstüne. Hadi hep beraber'' diye bir öneri attı ortaya, kimse ciddiye almadı, tek başına babam işedi ateşin üstüne. Sonra koşarak yanıma geldi. '' Az daha tutuşuyordu benim ufaklık, kardeşin olmayacaktı Amour'' dedi. Kahkahalar attık.

O an bir şey oldu. Hayatımda gördüğüm en güzel anı yaşadım. Gözlerimi alamadığım yöne döndü herkes. Ateşin üstünden slow motion Arz atladı. Herif atletikti, atladıktan sonra örümcek adam gibi kondu yere. Başı yere bakıyordu. Yavaş yavaş kaldırdı başını, suratını ateşin alevleri aydınlattı. Mizansen hazırlamıştı herif kendine. Arz geldi, geri döndü. Vallaha o. Babası koştu yanına, '' neredeydin oğlum diyerek sarıldı oğluna'' Sonra bana doğru geldi.

Arz : Nasılsın kardeşim?

Amour : İyiyim abi, sen nasılsın? Seni çok özlemişim.

Arz : Ben hiç özlemedim seni. Hıdırellezden tek dileğim okuman.

Ee iyi güzel de Arz gelmiş olmadı ki? Neden bitti çetecilik? Niye ben artık kardeşiydim? Bir de niye bu adam benim okumama o kadar takmıştı? Anam babam bana bu kadar oku, adam ol konuşması yapmamıştı. Peki... Peki her şey bir yana, hiç mi özlememişti Arz beni? Ufacık bile özlememiş midi? Ah be Arz, beni o çetene alsan ikimizde gül gibi geçinir giderdik. Sen çalışmak, ben de okumak zorunda kalmazdım.

******************

Arz'ın gidişi de gelişi de muhteşem olmuştu. O eski serseri gitmiş yerine hayırsever bir evlat olmuştu. Kışa hazırlık diye kömür aldı mahalleli. Bizim evin kömürlerini bile o taşıdı. İnsanların alışverişini yapıyordu. Çetesini iyilik meleği gibi çalıştırıyordu. Büşra'nın annesi Külkedisi, onu çarşıya götürüp pantolon, ayakkabı falan alması bardağı taşıran son damlaydı. Kızına slip don almayan anne, Arz'ı bağıran basmıştı. Bakkaldan yarım ekmek salam istediğinde, bu da benden olsun diyordu bakkal. Arz'ın çetesi yine popülerdi. Yani yine olmamıştı. Becerememiştik çeteciliği.

Yaz bitmek üzereydi.

Zaten mahalle eski havasında değild. Arz iyilik meleğine bürünmüştü. Zaten çetecilik diye başlayıp genç girişimcilik faaliyet dönüşmüştü çabalarımız. Okullar açılınca çetecilik te, mahalledeki koşuşturma da bitiverdi hemen. Dördümüz de farklı okullarda okuyorduk. Tek başıma gidip geliyordum okula. Zaten sabah 9 da başlayıp akşam 4 gibi biten bir ilkokulda okyordum. Büşra, Sahil ve Güzünsonyapragı birer çete kurup kapışıyorlar mıydı acaba?

Sabahın köründe evin önündeki sokakta, tren istasyonuna doru yürürken bir sesle irikildim.

''AMOUUUURR''

Kaldırdım kafamı, Arz sokağın ortasındaydı. Çete elemanları arkasında ip gibi dizilmiiti. Büşra, Sahil ve güzünsonyapragı da onun yanındaydılar. Resmen Hilal taktiği uyguluyorlardı bana.

Amour : Nedir? Bitti mi efendi çocuk ayakları? Tekrar tahta mı geçtin lan?

Arz : Geçen sene bir iki ufak tatsızlık yaşamıştık hatırladın mı?

Amour : Hatırlamadım. Unuttum.

Arz : Ben hiç unutmadım Amour. Sana bir iyi, bir de kötü haberim var. Az sonra çok pis dayak yiyeceksin.

Amour : Ee kötü haber ne?

Arz : Kötü haber buydu lan, dayak yiceksin.

Amour : Yo bence bu iyi haber. Dayak yemenin neresi kötü? Belki benim hoşuma gidiyor?

Bu herife itlik yapmaktan öyle büyük zevk alıyordum ki. Az sonra yiyeceğim dayağa bile konsantre olamıyordum. Kitlenip kaldı muhabbet. Tek kelime eden yoktu. Mavi ekran verdi Arz. Boş boş bakışmaya başladık.

Amour : Konuşmanı buna göre hazırlamıştın di mi? Bu kötü haberdi, şimdi de iyi haberi vericem deyip afilli cümle kuracaktın. Yemezler koçççççuum.

Arz : Olsun ben hazırladığım gibi devam edeyim. İyi haber ise seni Büşra, Sahil ve Güzünsonyapragı dövecek, hadi yine iyisin elleri pek ağır değildir bu hanımcıkların.

Nasıl yani? Büşra, Sahil ve güzünsonyapragı, Arz'ın çetesinde miydi? Arz'ın çetesi halen vardı yani. Ve genişlemişti. Ee benim bir çetem yoktu. Tek başıma nasıl çete olabilirdim ki? Külhanbeyi falan olurdum, kabadayı olurdum da çete olamazdım.

Amour : Lan yürü git! Ne çetesi? Doğrumu büşra?

Amour : Büşra bana baksana kızım! Bana bak hadi. Yok öyle bir şey de. Geçiyorduk denk geldik de Sahil. Şaka yapıyoruz de güzünsonyapragı?

Arz : Hadi kızlar öne çıkında dövün şunu.

Sahil, Büşra ve güzünsonyapragı öne doğru adım attılar. Baştaki ürkek tavırları değişti. Göz göze gelmeyi başardık. Gözümü kaçırdım. Gözüme bakmayın oğlum bari, dikmeyin gözlerinizi gözlerimin içine. Azcık utanın sıkılın. Diyeyim ki mecburlardı, yaptılar ama çok utandılar, hatta gözüme bile bakamadılar diye düşüneyim. Bakmayın be oğlum, çünkü ben sizin gözünüze bakamıyorum. Bu utancı bana yaşatmayın. Zihnimden bunlar geçiyordu...

Arz : Vur büşra, sesi buraya kadar gelsin.

Büşra yapamadı. Kıyamadı, cesaret edemedi. Büşra el kaldıramamıştı. İhanet etmiyordu. Güzünsonyapragı geldi. Elini kaldırdı ama vuramadı. Başını öne eğdi.

Arz : Sahil sen vur, Büşra ve güzünsonyapragı sizinle birazdan görüşeceğiz!!

Büşra vuramamıştı lan Sahil mi vuracaktı? Annemin bazen ismimi karıştırıp bana Sahil diye seslenmişliği vardı. Sütkardeşim gibi bir şeydi Sahil. Bunları içimden geçirirken hep her an o tokat gelebilir korkusu da yok değildi tabi. Söz konusu kişi Sahil olunca her ne kadar sadakatinden şüphe etsem de akli melaikelerinden şüphe duyabiliyordum. Vurur mu vururdu bu asalak kız, sonra çok üzülürdü, uyuyamazdı, iştahtan kesilirdi, ama vurabilirdi. Dengesiz bir yanı vardı, çok ani gaza gelebiyordu. Ama... Sahil de vuramadı..

İşte o an bir şey oldu. Boyum uzuyordu sanki, gerçekten o yaz boy atmış ve o an atmış olabilirim o boyu. Hissettim uzadığımı, Arz'ın önümde küçüldüğünü gördüm. Ne yaparsan yap be Arz, ne kadar planın olursa olsun bu sadakati sağlamak öyle zor ki. Büşra yanıma yaklaştı.

Büşra : Çok dövdü bizi Amour, Olmaz dedik o dövdü. Seni kim dövdü diye sorunca babam, Arz dedim inanmadılar. O kadar iyilik meleği olmuştu ki, kimse inanmıyordu. Hadi koş Amour, Kaç! Kovalamaz seni, bizle uğraşır.

Asıl şimdi kaçılmazdı be Sahilim. Nereye kaçayım Büşram. Güzel yüzlüm güzünsonyapragım..

Amour : Sen ve Ben, Sadece ikimiz. Ne diyon?

Arz : Yer?

Amour : Burası.

Arz : Zaman

Amour : Başladı bile.

Amour : Boş boş bakma be Arz, başladı bile diyordum. Hadi sen önden buyur ilk ısırığı sen al , büyüğümsün.

Bir sessizlik çöktü mahalleye. İbrahim Tatlıses ezan okuyor sanki. Sadece ramazan akşam ezanına bir iki dakika kala bu kadar sessiz olurdu bu sokaklar. Arz şaşkındı. Cevap veremedi. Önündeki iki kişi hafifçe sağa sola ayrıldı. Büşra'nın ağzı bir karış açıktı. Sahil tebessümle gülüyordu. Güzünsonyapragı benim arkama geçmiş, benimleymiş gibi duruyordu. Sonra Sahilde geldi. Büşra da geldi. Arz eliyle beni işaret etti. Sonra da gel işareti yaptı. Gitmedim üstüne doğru. Arz sinirlendi. Üzerime doğru koşmaya başladı. Ben bu tekmeyi biliyordum sol bacağının üzerinde havalanıp göğsüme vuracaktı tekmeyi. Aynı vagondaki gibi. Sadece bir adım sola kaydım. Arz havaya uçan tekme attı. Tekme havada asılı kaldı, vücudunun üst kısmı yeri öptü. Arz'ın adamları bu hareketimi görünce ''uwwww'' diye ıslıkladılar. '' Susun lan y.vşaklar! Siz kimsiniz haddinizi bilin. Reisinize sahip çıkın, yakışıyor mu sana bu adamlar Arz, dedim?

Arz yerden taş aldı ve üzerime fırlattı. Baldırıma çarptı taş. Elime taşı aldım. '' Namertlik yok Arz, başkasının çete elemanını çalmak yok, taş sopa yok, mertçe kavga edicez. Ben kızım sen erkek. Sen daha güçlüsün. Karnıma bir tekme attı Arz, tekmeyi yedim ama gram acımadı. Üstüne yürümeye devam ettim. Cılız bir yumruk attı, çenemi sıyırdı. Yine de yürüdüm üstüne.

Amour : Yakışmaz başkasının çetesinden adam araklamak. Mertlik mi lan bu? Siz erkeklerin rajonu bu mu?

Burun burunaydın o an Arz ile. kalp atışını duyabiliyordum. Gömdüm kafayı, iki elimin arasında duruyordu kafası. Bir kafa daha yapıştırdım. İki elimle bir karpuzu tutmuşum da kafa atarak kırmaya çalışıyordum sanki. İkincisinde yere yığıldı, elimden kayıp gitti. Çöktüm karabasan gibi üstüne oturdum, tam göğsüne. Elleriyle burnunu tutuyordu, açtım ellerini ve iki elini diz kapaklarımın arasına koydum. Bir kafa daha gömdüm. '' O kadar hamur işi yedik aslanım, bi yararını görek '' dedim ve bir kafa daha gömdüm. Etraftaki herkes şaşkındı ve sessizdi, ama benim gözümden görseydiniz bir de orayı. Herkes beyaz dövüş kostümleri giymişti ''rocky, rocky'' diye bağırıyor gibiydiler.Gözü açık gitmiş hastanın gözlerini örten doktor gibi örtüm gözlerini. Zaten hep doktor olmamı istemişti.

Büşra, Sahil ve güzünsonyapragı alkışlamaya başladı. Sokağın sonuna doğru hiçbir şey olmamış gibi yürüyordum. Arkamdan gelmeye yeltendi arkadaşlarım. Dönmedim bile arkama elimi kaldırıp seslendim..

Amour
: Bundan sonra bu mahallede tek bir çete var, o da Arz'ın. Bir çete reisi var. O da Arzdı.r

Hakikaten ALKIŞI DUYMUŞ İHANETİ GÖRMÜŞTÜM..

Alkışı Duydum İhaneti Gördüm


**************

Bundan sonraki evre, eve kapanma evresiydi. Elime geçen herşeyi okuma ve yazma evresine dönüştü. Sokak hayatı, arkadaşlıkları bitti. Okulda bile pek arkadaş edinemez olmuştum. Bir sene sonra Hıdırellez akşamı ateşin üstünden atlayanları izlerken, Büşra Sahil ve Güzünsonyapragı oturdular yanıma. Omzuma elini attı Büşra. Çok soğuk karşıladım tabi ki, indir elini, dedim.

Büşra : Ne oluyor ya? Devam mı? O gün vurmadık ki? Küs müyüz?

Amour : Bir de vursaydınız la.

Sahil : Bizde mağduruz. Dövüyordu Arz.

Amour : Artık dövmüyor mu?

Güzünsonyapragı : Yok kovdu bizi.

Büşra : Boştayız Amour. Devamlı bizi anlatıyorlardı her yerde. Bir dahamı çete olsak? Sen istersen bu yaz anasını ağlatırız ortalığın.

Amour : Tabi anlatacaklar, bende anlatıyorum, ama benim artık bu mahallede arkadaşım falan yok. Liseden arkadaşları anlatırım, ama mahalleden arkadaşlar bitti.

Toprağa çizdiğim Küçükçekmece Gölü'ne doğru oturmuş, kolları birbirlerinin omzundaki dört arkadaş resmine baktım. Hızır Aleyhisselam karıştırmasın diye üstlerine, Büşra, Sahil, Amour ve Güzünsonyapragı yazdım. Onlarda baktılar resme. Sonra bana baktılar.

Amour : Eve ilk giden ilk oyunu oynama hakkına sahiptir,

dedim.

ve koşmaya başladım. Büşra, Sahil ve güzünsonyapragı
bir müddet yerde oturarak saf saf baktılar arkamdan. Durumu anlayıp koşmaya başlamaları bayağı sürmüştü. Büşraların kapıyı çaldım. Ablası açtı. Gülümsedi.

Büşra'nın ablası : '' Kek var, çay da demleyeyim mi?''

Tek kelime edemedim, Ben nasıl özlemişim...

Amour : Sana bir şey diyeyim mi kız? Sen evde kalmazsın, Baktın umduğun gibi gitmedi, yaşlı maşlı demem, cinsiyet değiştirir alırım seni.

Bir dakika, bir dakika... Yoksa?????


Alkışı Duydum İhaneti Gördüm



Yazan ve Yöneten
Yönetmen

Yardımcı Yönetmen
Black Dreams

Oyuncular

Büşra
Amour
Sahil
Black Dreams
Chn
Güzünsonyapragı
Mehmetaluc
Kül kedisi
Arz
Bettina*


© 2015




İlginizi Çekebilir



Konu Black Dreams tarafından (05-06-2015 Saat 23:28 ) değiştirilmiştir.
#2
Eheh, merhabalar. Yeni hikayeyle karşınızdayız ben ve Blackdreams. Öncelikle oyuncu sayısının fazla olduğu söylendiği için baya baya azalttık. Yeni bölümlerde daha az isimlere yer verecek ve değiştireceğiz sürekli. Olumlu yorumlarınızı okurken özentisiz ve duygusuz okuduğum doğrudur, daha güzel yapımlar için olumsuz yorumlarınıza dikkat edip gerekli çalışmalar, düzenlemeler elbette yapılabilir. Uzun ama bir o kadarda zevkli olduğunu düşünüyor ve yer yer kahkaha atacağınızı umuyorum. İyi okumalar.


#3
Bir sinema Gurmesi olarak diğer filmin-Gazap tohumları- eleştirisini getirisini götürüsünü bitireyim buradan devam edeceğim,emeği geçenlere teşekkürler ve okumaya başlıyorum...


#4
Ya hahahaha ben baya güldüm ya onunu alamadım oyle güldüm 😂
Bir şey dicem en iyisi bu olmuş 👏👏
Komedide cidden harikalar yaratmışsın 👊 diğer hikayelerin bayyya ağırdı bu boyle 'çerez' tadında olmuş ve abartı falan bulamadım.
Çunku benim de çetem vardı 🙈😇 ama gayet masumane bi çeteydi oyle ağaç yapraklarına taş sarıp sevmediğimiz çocuklara falan atardık ennn fazla ama bu inşaattan demir çalmak ooooaoaıaooaoaıa
Amourun sahnelerinin heppppsine bayıldım ama bu inşaata demir çalmak için verdiği çabayı ayrı bi sevdim bir de bu çocukları gureştirme olayını 👍
Ya yalnız beni baya dovmuşler ya yani tum karakterlerden dayak yemişim okurken canım acıdı be 😭 yalnız dayak yediğim sahnelerde İbrahim tatlıses-yıldız tilbe kavgası gelip durdu kimse beni kurtarmamış 😭😭😭

Ben eleştirecek pek bir şey bulamadım ya absürtluğu dozundaydı bence
Tek bayyya abartı diyebileceğim bu kadar dayağa nasıl sağ kaldım???????
Kafam da deli sorular

Emeğine sağlık ☝😊


#5
Alıntı: mehmetaluc´isimli üyeden Alıntı
Bir sinema Gurmesi olarak diğer filmin-Gazap tohumları- eleştirisini getirisini götürüsünü bitireyim buradan devam edeceğim,emeği geçenlere teşekkürler ve okumaya başlıyorum...
Her türlü eleştiriye hazırım abi.


#6
Alıntı: Büşra´isimli üyeden Alıntı
Ya hahahaha ben baya güldüm ya onunu alamadım oyle güldüm 😂
Bir şey dicem en iyisi bu olmuş 👏👏
Komedide cidden harikalar yaratmışsın 👊 diğer hikayelerin bayyya ağırdı bu boyle 'çerez' tadında olmuş ve abartı falan bulamadım.
Çunku benim de çetem vardı 🙈😇 ama gayet masumane bi çeteydi oyle ağaç yapraklarına taş sarıp sevmediğimiz çocuklara falan atardık ennn fazla ama bu inşaattan demir çalmak ooooaoaıaooaoaıa
Amourun sahnelerinin heppppsine bayıldım ama bu inşaata demir çalmak için verdiği çabayı ayrı bi sevdim bir de bu çocukları gureştirme olayını 👍
Ya yalnız beni baya dovmuşler ya yani tum karakterlerden dayak yemişim okurken canım acıdı be 😭 yalnız dayak yediğim sahnelerde İbrahim tatlıses-yıldız tilbe kavgası gelip durdu kimse beni kurtarmamış 😭😭😭

Ben eleştirecek pek bir şey bulamadım ya absürtluğu dozundaydı bence
Tek bayyya abartı diyebileceğim bu kadar dayağa nasıl sağ kaldım???????
Kafam da deli sorular

Emeğine sağlık ☝😊
sende bi karar ver, tüm bölümler için en güzeli buydu diyosun

Hikayede ki son cümlenin üzerinde durmanı beklerdim ama nerdeeeeeee


#7
gerçekten harika olmuş.
ellerine sağlık , güzel bir kurgu harbiden.


#8
Alıntı: Chn´isimli üyeden Alıntı
gerçekten harika olmuş.
ellerine sağlık , güzel bir kurgu harbiden.


sağolasın chn


#9
Sürükleyici ve keyifli olmuş emeklerinize sağlık
Yalnız okurken gözlerimin feri söndü


#10
Sürükleyici ve keyifli olmuş hakikatten. Genelinde güldüm; ama bir yerde kahkaha attım ya baya iyiydi emeğine sağlık. : )


#11
Okumaya ancak fırsat bulabildim, geç oldu biraz kusura bakma.
Bir de beni yardımcı yönetmen gösterme inceliğin mutlu ediyor, halbuki bir fotoğraf düzenliyorum sadece.
Bu da senin yaptığının yanında hiç bir şey değil. (:
O kadar sürükleyici ve gülümseticiydi ki anlatamam.
Bazı kısımlardan kahkaha attım.
Kurgusu çok başarılı bir senaryo olmuş ve diğerine göre bu daha iyi olmuş bence.
Hiç sıkılmadım okurken, hep sonunu merak ederek okudum, bu da bir başarı göstergesi.
Kişileri azaltmanı konuşmuştuk, bu çok doğru bir karar olmuş.
Beğenmediğim bir kısımı özelden yazacağım.
O da nazar boncuğu olsun, böyle başarılı bir hikayeyi gölgelemez bile.
Bir de son cümle müthiş, yetenek budur bence. (:
Olumsuz yorum istemişsin ama bu kadar ayrıntıcı ben bile ufacık bir şey buldum. (:
Ellerine, fikrine ve yeteneğine sağlık. (:
Biliyorsun senaryolarını sabırsızlıkla bekliyorum.


#12
Alıntı: güzün son yaprağı´isimli üyeden Alıntı
Sürükleyici ve keyifli olmuş emeklerinize sağlık
Yalnız okurken gözlerimin feri söndü
Cok uzun diye mi??


#13
Alıntı: Black Dreams´isimli üyeden Alıntı
Okumaya a. Aak fırsat bulabildim, geç oldu biraz kusura bakma.
Bir de beni yardımcı yönetmen gösterme inceliğin mutlu ediyor, halbuki bir fotoğraf düzenliyorum sadece.
Bu da senin yaptığının yanında hiç bir şey değil. (:
O kadar sürükleyici ve gülümseticiydi ki anlatamam.
Bazı kısımlardan kahkaha attım.
Kurgusu çok başarılı bir senaryo olmuş ve diğerine göre bu daha iyi olmuş bence.
Hiç sıkılmadım okurken, hep sonunu merak ederek okudum, bu da bir başarı göstergesi.
Kişileri azaltmanı konuşmuştuk, bu çok doğru bir karar olmuş.
Beğenmediğim bir kısımı özelden yazacağım.
O da nazar boncuğu olsun, böyle başarılı bir hikayeyi gölgelemez bile.
Bir de son cümle müthiş, yetenek budur bence. (:
Olumsuz yorum istemişsin ama bu kadar ayrıntıcı ben bile ufacık bir şey buldum. (:
Ellerine, fikrine ve yeteneğine sağlık. (:
Biliyorsun senaryolarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Tesekkur ederim. İlk amac kahkaha attieabilmekti. Cogu kiside atmis masallah artik kemtamin hazirliklari baslayabilir. Yeni shop uzerinde calisiriz insallah.


#14
Alıntı: Sahil´isimli üyeden Alıntı
Sürükleyici ve keyifli olmuş hakikatten. Genelinde güldüm; ama bir yerde kahkaha attım ya baya iyiydi emeğine sağlık. : )


Tesekkurler musa. Simdi korkma zamani.


#15
Yalnız beni tanımayanlar adımın musa olduğunu zannetmesin yönetmenim
Ama bunu halen söylemen cidden çok hoşuma gidiyor, korkuyu bekliyoruz bakalım. Böyle adımın çok geçmesi de sevindirmedi değil teşekkür ederim, tekrar emeğine sağlık.


#16
Korkuyu senden baska bekleyen bir kac kisi var sadece sow. Site az canlansa yayinlicam, hazir zaten(:


#17
Ya site canlanmaz yonetmen şunun şurasında kaç kişi kaldık ��
Senaryoyu korkuyla bekliyorum �� hayatımda ilk defa korku okumak istiyorum inşallah pişman olmam ��


#18
BEN O KADAR BEĞENDİM Kİ HARİKA BİŞEY OLMUŞ DEVAMI OLSUN İSTERİM )


#19
Tamam büş


#20
Şimdi demin yeni konularda forumda ararken gördüm başlığı.
Daha yeni yazılmış gibi okumaya başladım. Sonradan attığın tarihi gördüm ki beşinci ay.
Yuh olsun bana.
Ama yeni yazılmış gibi o heyecanla okudum.
VE Büşra'ya katılıyorum en güzel hikaye bu olmuş bence.
Okurken o kadar çok güldüm ki ve gerçekten bazı bazı yerlerde beni anlatmış dedim. Bende olsam aynı bu cümleyi kurardım diye...
Sağlam güldüm.
Cidden çok beğendim.
Bence hep böyle bu tarz yazmalısın tabii burada yayınlamaya devam eder misin bilmiyorum ama..
Gerçekten beğendim ve akşam akşam güzel güldüm.
İyi iş çıkarmışsın toprağım.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:09 .