YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 18-08-2009, 13:34 #1

tuğsecan

ÇiMeN GöZLü DeLi KıS

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI


Marmaris'e deniz yoluyla yaklaşık 20 km mesafede 1398 km kare yüzölçümlü, 43 ayrı yerleşim yeri bulunan, 120 000 nüfuslu harika bir ada Rodos. İlk yerleşimcilerinin M.Ö. 3000` lerde Fenikeliler olduğu söylenmekte.

Adadaki yılan miktarı insan yaşamına izin vermeyecek ölçüde çok olduğu için adanın adı Rod (Yılan) Adası olmuş, bir rivayete göre. Önlem olarak da adaya çok sayıda geyik getirilip bırakılmış o tarihlerde. "Geyikler, yavrularını yılandan korumak hususunda çok duyarlı oldukları için, ayaklarıyla vurarak telef ederlermiş" diye bilinen yaygın bir söylem (söylence) var.


YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Ya da Roda ( Antik Yunan’ da Gül ), dan alır adını diğer bir rivayete göre de. Ada, tam anlamıyla bir gül adası imiş o zamanlar.

Kulağınız rehberin söylediklerinde, gözünüz vizörde etrafı tarıyorsunuz. Başkaları da var sizin gibi deklanşör sesiyle mest olan. Kendileri el kadar full otomatik makineler kullanırken, sizin bebek irisi bir gövdeye bağlı kocaman tele objektifiniz merak uyandırmıştır seyahat boyunca. Ekipmanınızdan etkilenmiş olanlardan biri nihayet yaklaşır, kameralarınızla ve sizinle ilgili sorular sorar.

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Aldığı yanıtlardan sonra da, sizi takdir sözleriyle donatıp, ayaklarınızı yerden kesme derdine düşer. Fotograf üretiminin önemine ve bu üretimi gerçekleştirmeye gönüllü siz ve sizin gibi diğer insanların varlığının toplumsal yaşama sağladığı katkı üzerine bir güzel söylev dinlersiniz.

Eğer bu yersiz söylevin sıkıcılığını göğüsleyecek sabrınız varsa, ana temayı işaret eden cümlelerde belirleyici rolü üstlenen kelime, kocaman bir soru işareti olarak çıkar karşınıza.

Üretim !?

Kabul edin ya da etmeyin, "siz fotograf sanatçısısınız öyle mi" diyerek, doğal bir tavırla size uygun gördüğü "sanatçı" ünvanını yapıştırır ve sonra buna bir de bu alandaki "üretim" i, "üretken" liği ekleyiverir.

“Üretim” diye ifade edilmiştir bu durum pek çok yerde.

“Sanat ve Üretim” diye geçmiştir cümle aralarında.

Mamafih, şüpheye düşmüşsünüzdür bir kere.

Kafa patlatırsınız.

Üretim yerine, “yaratım” mı demeli yoksa !?

“Sanat ve Yaratım” sözcükleri yan yana daha mı anlamlı bir çift oluştururlar acaba !?

Zihninizin tamtakır boş olmasını en fazla istediğiniz zamanlar bile asla kaçamazsınız sanata ve yaşama ilişkin sorulardan. Ne kadar öteleseniz de, tereddütsüz dalıverirler düşünce magmanızın en harlı yerine.

Hatta “sanat” kelimesi bile burgu gibi eşeler zihninizi.

Bu kelimenin “san’ at” seklinde vurgu yapılarak dillendirildiğini de hatırlarsınız.

Hangisi doğru ?

“Sanat” mı , “San’ at” mı ?

Ya da, her kelime ve her kavramı herkesin dilediğince kullanması daha mı doğrudur ?

Bu soru karmaşası içinde rehberinizin sözlerine kulak kabartırsınız yine.

Yılda ortalama 1400 000 turist ağırlıyormuş Rodos.

M.Ö. 1400` lerde "Miken" ler ev sahibi imiş Rodos` ta.

Sonra yine dalarsınız en dibe doğru.

Marcel Proust ve Thomas Mann’ dan söz ederken, “üretken” yazarlar mı diyeceğiz, “yaratıcı” yazarlar mı diyeceğiz ?

Bunların eserleri için “üretim” mi demeliyiz, “yaratım” mı demeliyiz ?

Bu eserlerden söz ederken “yaratım” kavramını kullanmak, ancak aynı eserleri basıp çoğaltan matbaaların, yayınevlerinin yaptığı işten söz ederken “üretim” kavramını kullanmak daha mı yerinde olur !?

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Bir yandan yürüyüp antik kalıntıları gösterirken, bir yandan da buralara ilişkin bilgileri aktaran rehberin sesinin uzaklaşması sizi uyandırır hülyalarınızdan. Aceleyle yürür ve not almaya devam edersiniz.

M.Ö. 1100` lerde "Dor" lar ele geçirir adayı. Genel yönetim tarzları, koordineli üç ayrı merkezde yerleşim yerleri oluşturup, geçişleri kontrol altına almak olan Dorlar, deniz ticaret yollarını tutabilmek için Ege` de Halikarnas (Bodrum)'ın da dahil olduğu üç kent kurarlar. Bu sayede çok parlak ve zengin bir ticaret ağı oluşturan Dorlar o dönemde (M.Ö.282 de) Babil' in Asma Bahçeleri, Keops Piramidi, Artemis Tapınağı, Mozoles (anıt mezar), İskenderiye Feneri ve Zeus Heykeli ile birlikte Dünyanın yedinci harikası kabul edilen Helios Heykelini yaptırmışlardır. 225 ton bronz, demir ve taştan yapılan heykelin boyunun 32 -33 metre olduğu kanısı hakim.


YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Kimine göre M.Ö.226 da meydana gelen depremde heykel parçalanır ve Arap tacirler heykelin parçalarını hurda olarak alıp götürürler. Kimine göre de M.Ö.653 de bir Arap saldırısı sırasında Araplar heykeli parçalayıp götürür ve Musevi bir iş adamına hurda olarak satarlar.

M.Ö.491 de Perslerin saldırısına da uğramıştır Rodos. Güneş Tanrısı Helios' un heykelini yaptırmaları da bir Makedon saldırısını başarıyla atlatmalarından ya da o saldırıdan zaferle çıkmalarından sonraya rastlar. 200 yıl kadar da (1306-1523) St. John Şövalyeleri ( Tapınak Şövalyeleri )' nin egemenliğinde kalır Rodos. Kaleyi Şövalyeler inşa etmişlerdir.

Adayı 1480 yılında Fatih Sultan Mehmet kuşatmış, ancak 1522 de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı topraklarına katılabilmiştir. Rodos 1912 de İtalyanlara bırakılmış, 1947 de Yunan egemenliğine geçmiştir.

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Onlarca kez aynı bilgileri aktarmaktan olsa gerek, bu işten artık iyiden iyi usandığını belli edercesine isteksiz bir ses tonuyla anlatan rehberin ilettiği bilgileri not etmek de oldukça zorlaşır, çevreyi daha iyi görebilme istemi yüzünden. Buna rağmen, fotografa çok özel ilgileri olduğu, çekimlerine gösterdikleri özenden kolayca ayırt edilebilen amatörlerin hemen hepsinin, rehberin aktardığı önemli bilgileri kaçırmamaya gayret ederek soluk soluğa not tuttuklarına tanıklığınızda, yalnız olmadığınız sonucuna varıp bir miktar daha moral depolayarak izlenimlerinizi sürdürürsünüz. Dönüşünüzde kayda değer birkaç görsel malzeme ile birkaç bilgi kırıntısı getirebilmenin o amatör çocuksu heyecanını yitirmeden, burayı ilk kez siz keşfediyormuşsunuz gibi çoşku içinde ve eğlenerek, Antik Dönem, Ortaçağ ve onlardan da yakın olan Osmanlı dönemi nostaljisiyle dolup taşarak, sık aralıklarla vizöre gözünüzü dayamaktan alamazsınız kendinizi.

Su sıkıntısı nedeniyle, eski zamanlarda ada halkı sarnıç ve kuyulardan yararlanırken, bu gün artık tanker gemilerle düzenli olarak su taşınmaktaymış. Kale içinde “burası Osmanlı vaktinde subay kulübü idi“, diye işaret edilen muhteşem taş duvarlı yapıya bakıp, İmparatorluğun akıl almaz zenginliğini ve askeri birliklerinin muazzam bütçesini tahayyül ettiğinizde şaşkınlık yaşayacaksınız.

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI

Ardından, düş gücünüzü zorlayarak dönemin askeri görevlileri ile sivil memurlarını aileleriyle birlikte evde, sokakta, iş yerinde ; (sinema filmi tadında bir bakışla) o günün kostümleri içinde ve o günün yaşam biçimiyle görmeye başladığınızda, oldukça nezih, aristokrat bir yaşam serüveni canlanıverecektir gözünüzün önünde. Zamanda küçük bir yolculuktur bu. Düşsel de olsa, böyle bir yolculuk alıp götürür o dönemlere, özendirir çoğunlukla insanı.

Kale içindeki temiz ve tertipli mağazaları gezip alışveriş yaparken son derece düzgün Türkçe konuşan pırıl pırıl insanlara rastlarsınız. Az sayıda da olsa orada yerleşik Türk aileler var halâ. Bir anda yabancı turist ya da gezgin olma hissinden sıyrılıp hemen ev sahibi gibi ısınıyor insan oraya, böyle karşılaşmalarda.

Adını adadan alan Rodos şehrinde aynı sokakları yeniden ve yeniden dolaşarak hiçbir şeyi eksik bırakmamak gayretiyle fotograflarını çekip dişe dokunur bir tatmin sağladıktan sonra Lindos’ a yöneliyoruz.

YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



YILAN ADASI YA DA GÜL ADASI



Benzer Konular

Görüntüleme:8139, Cevaplar:2

İlginizi Çekebilir >
Alt 21-08-2009, 23:15 #2

fermina daza

Forumun Tiryakisi

teşekkürLer





Alt 21-08-2009, 23:21 #3

BORANBEY...

Foruma Isınan Üye


teşekkürler adı güzel tuğsecan birde gelsen artık...





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:52 .