~İstanbul'dan adalara yol gider~

#1
eniz yolundan mıdır nedir bilinmez, adalar sanki İstanbul'un dışında gibidir. Çok uzağında hatta... Biraz da bu sebeple aheste bir Adalar turu şehirden kaçışın en kolay yoludur.

Yolun ilk durağında adını bakır ve demir madenleriyle kızıllaşan toprak renginden alan Kınalıada var. Adanın hakkını verebilmek için, küçücük çarşısında şöyle bir dolandıktan sonra vapura geri koşmak yerine ada sokaklarında oyalanmak gerekir. Belli olmasa da görülecek çok şey vardır daha. Birbirinden güzel, renkli ve nostaljik evlerin arasından, ağaçların gölge yaptığı serin sokaklardan geçmeli ve sıkı sıkı kapalı pencerelerin ardındaki yaşamları düşlemeli mesela. Eğer yorulmayı göze alır da ilerledikçe ilerlerseniz deniz kenarında bir kırmızı koltuk, papatyalı bir bahçe ve hatta kelli felli bir buzdolabı mezarlığıyla karşılaşabilirsiniz.



~İstanbul'dan adalara yol gider~


Kınalıada Camii

Diğer adalara göre tarihi miras bakımından zayıf olan Kınalıada'da, Ermeni Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi ve Rum Ortodoks Hıristos Manastırı bulunuyor. İskeleden indiğinizde hemen solunuzda kalan Kınalıada Camii ise mimari yapısıyla hemen dikkat çekiyor. Giriş katındaki küçük dükkanda minik süs eşyaları satılan bu cami görülmeye kesinlikle değer.

Renkli bir fayton, önündeki iki beyaz at eşliğinde yavaş bir tempoda yanınızdan geçiverirse hiç şaşırmayın. Ama fayton turunu illa ki Büyükada'ya saklayın...

Sıradaki Burgazada

Süslü evleriyle Prens Adaları içinde epey zengin görünen Kınalıada iskelesinden vapura atlayıp bir sonraki durakta inerseniz, Burgazada'dasınız demektir. Ahşap evlerin göze çarptığı adanın tek yükseltisi Bayrak Tepesi. Ada, tepeden itibaren neredeyse kıyıya kadar çam ormanlarıyla kaplı.

Öykücü Sait Faik Abasıyanık'ın yaşadığı ve sonradan müzeye dönüştürülen beyaz ahşap köşkte tadilat var şu günlerde. Ama belki yakında biter, yine de şansınızı denemelisiniz. Adada görülmeye değer bir diğer ayrıntı ise Hirstos Manastırı ve eski Ortodoks Kilisesi patriklerinden Metodios'un yedi yıl hapsedildiği mahzenin üzerindeki Ayios loannis Kilisesi. 1928 yılında kurulan Burgazada Sanatoryumu da tarihe tanıklık eden bir diğer yapı.

Tüm Prens Adaları'nda olduğu gibi Burgazada'da da bisiklet sefası çok makbul. Adalıların hemen hepsinin altında bir tane var. Yabancılık çekmeyin, siz de bir tane kiralayıverin.

Biz Heybeli'de...

Üçüncü durak Heybeliada. İlk dikkati çeken ada sokaklarında turlayan denizci gençler ve iskelenin hemen solundaki Deniz Lisesi... Sağ tarafta ise ada çarşısı ve çay bahçeleri karşılıyor sizi. Burası Kınalı ve Burgazada'ya göre daha tenha, daha sakin.

Yapılacak en iyi şeylerden biri çam ağaçlarının altındaki meşhur piknik alanına serilmek. Bir diğeri de bu yıl müzeye dönüştürülen Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşadığı evi ziyaret etmek.



~İstanbul'dan adalara yol gider~


Adaların en büyüğü

Prens Adaları'nın en büyük ve şehirleşmeye en yakın adası Büyükada'da sıra. Adanın bir diğer adı da Rumca Prens anlamına gelen Prinkipo. Burada durum biraz farklı. İskeleye adım atar atmaz kıyının hemen önüne dizilmiş balık restoranlarından yükselen müzik seslerini duyuyorsunuz. Yanlarına yaklaştığınızda ise balık ekmek ve midye tava kokusu...

Büyükada, en çok faytonlarıyla ünlü. Faytonların sıraya dizildiği meydan her daim kalabalık ve rengarenk. Hava yağmurlu da güneşli de, sıcak da soğuk da olsa fark etmez; faytonla ada turu yapmak gibisi yok. Sokakları nal sesleri eşliğinde sallana sallana geçerken evlere, bahçelere ve çiçeklere dalıp gidiyor insan. Uzun bir yolculuğun sonunda, Aya Yorgi Kilisesi'nin müthiş manzarasını buluyorsunuz karşınızda. Asıl uzun yol şimdi başlıyor. Dünyanın en büyük ahşap yapısı olan Rum Yetimhanesi'ne bakmayı ve dilek tutmayı unutmayın oralarda. Sonra da tepedeki kafeteryada manzaraya karşı bir şeyler içmeyi...



~İstanbul'dan adalara yol gider~


Reşat Nuri Güntekin'in evi var

Burgazada ve Heybeliada Sait Faik ve Hüseyin Rahmi'nin yaşadığı yerler olarak anılırken, Büyükada'nın unutulmaz yazarı Reşat Nuri Güntekin. Reşat Nuri'nin evi kıyıya sadece birkaç sokak paraleldeki Maden Mahallesi'nde bulunuyor. Gitmişken görmemek olmaz.

Bunca şeyden sonra adanın akşam vapuruna kaldınız muhtemelen. Akşam vapurları, tıpkı adaların akşamları gibi tenha. Ama fazlaca hüzünlenmeyin zira; şehir, tüm karmaşasıyla sizi bekliyor. Vakit akşam bile olsa...

İlginizi Çekebilir


#2
çok merak ediyorum adaları inş. birgün yolum düşerde gezerim
teşekkürler


#3
heybeliye gitmistim, digerlerini görmek henüz nasip olmadi
ama gitmis kadar oldum okuyunca.
tesekkürler.


#4
evet merak ediorum bende çok .. gidicem çok az kaldı ..(= tşkrler


#5
evet merak ediorum bende çok .. gidicem çok az kaldı ..(= tşkrler


#6
evet merak ediorum bende çok .. gidicem çok az kaldı ..(= tşkrler


#7
görülmesi gerek güzel paylaşım tşkler


#8
Bu sne Heybeli adaya gitdim ve hayelkirikligina ugradim ben hayatimda o kadar kötü bir gün yasamadim 5-6 sahipsiz köpegin saldirisina ugradim resmen bir daha o adaya ayak basmam


#9
bu istanbulun adalarına bi yol olsada gitsek =) güzel yerler


#10
Burgaz Adaya gittim bu sene.
Digerlerini de cok merak ediyorum.





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:12 .