Polonezköy: 170 Yıllık Dost
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 28-08-2012, 12:42 #1

DarkDevilz

Forumun Tiryakisi

Polonezköy: 170 Yıllık Dost



Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy’de ormanlık tepelere doğru uzayıp giden tahta çitler, bahçelerin belleğine işaret ediyor. Yöre insanına bereket dağıtan, düğünlere, şenliklere ev sahipliği yapan çiçekli kırlar, yaz aylarında da tozsuz yeşilini koruyor. Anılarla yüklü asırlık evlerin her biri ise bir müzeyi andırıyor. Bahçelerden evlere gündelik yaşamın sıradan ayrıntıları Polonezköylü çocukların hafızasında gelecek kuşaklara taşınıyor.

Polonezköy’ün kiremit çatılı çiftlik evleri tarım ve hayvancılığa dayalı bir geçmişi anımsatıyor. Ama o günler çoktan geride kalmış. Artık yöre insanı geleceği turizmde arıyor. Zosia Teyze’nin bir asrı çoktan geride bırakan evi de bir müze işlevi görüyor. Ağaçların oluşturduğu doğal bir tünelden geçilerek ulaşılan ev, ziyaretçilerini köyün tarihine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Tıpkı nostaljik objelerle dolu köy evlerinin içi gibi…

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

İstanbul’un hemen yanı başında, Beykoz’un ormanlık tepelerinde kurulmuş Polonezköy’ün sıra dışı öyküsüne kulak vermek üzere yola koyuluyoruz. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden köye uzanan 20 kilometrelik yolda geyik ve karaca çıkabilir uyarıları bulunan tabelalar bölgenin yaban hayatı hususunda fikir veriyor. Birkaç dakika içinde dağ köylerini andıran bir taşra atmosferinin içinde buluyoruz kendimizi. “Polonezköy’de bahar, çiçeklerden bir davetiyedir kırlangıçların düğününe…“ sözü boşuna değil demek. Bu söze hak vermek için köy meydanından ormana doğru yürümek yeterli. Avlusunda atların gezindiği çiftlikler, huzur dolu piknik alanları, çardaklı kır lokantaları ve sevimli pansiyonlar… Köyün girişindeki tarihi kilise ve cami, asırları aşan bir hoşgörünün simgesi gibi. Vadiye serpilmiş evlerse özgün bir mimariye işaret ediyor. Ahşap çitlerin çevrelediği bir-iki katlı beyaz evlerin hemen hepsi koyu pervazlı ve bahçeli. Köyün düş patikalarında gezinirken yolumuza sülünler, saksağanlar, kızılgerdanlar, baştankaralar ve çalıkuşları eşlik ediyor. Köy sokaklarında sıkça gördüğümüz flamalarda Türk bayrağındaki ay yıldız ile Polonya bayrağındaki kartal birbirine bakıyor.

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

1994 yılında Tabiat Parkı ilan edilen köyün güzelliklerinden etkilenip ziyarete gelenler arasında kimler yok ki: Besteci Franz Liszt, Yazar Gustav Flaubert, Soprano Leyla Gencer, Şair Adam Mickiewicz… Köyün kuruluş hikâyesi de ilginç. Her şey 18. yüzyılın sonunda Rusya’nın Polonya’yı işgaliyle başlamış. Rusya ile adım adım savaşa gidilen bu dönemde Lehlere sahip çıkan Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’da bir Polonya kolonisinin kurulmasına izin vermiş. 1842 yılında bugünkü Polonezköy’de ilk evler inşa edilmiş. Polonyalı yerleşimciler, kısa zamanda yoğun bir çaba ve alın teriyle vatanlarındaki gibi bir köy kurmuşlar. Gelenler arasında Osmanlı ordusunda generalliğe kadar yükselenler olmuş. Yalnızca seferlerde değil, iç ve dış işlerde de büyük yararlar sağlamışlar. İçlerinden birinin adı ise Polonezköy’le özdeşleşmiş. Polonezköy’ün kurucusu olarak kabul edilen Michal Czajkowski, köyün adını Prens Adam Czartoryski’ye ithaf ederek Adampol koymuş. Halen anıt mezarı Polonezköy’de bulunan Czajkowski, sonraki yıllarda Müslüman olarak Mehmed Sadık Paşa adını almış ve Osmanlı ordusuna Polonya birliklerinin komutanı olarak atanmış. Adampol sakinleri, 1908 tarihli anayasada Türk köyleriyle hak ve özgürlükler hususunda eşit kılınmış.

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonya ile Türkiye arasında yeni bir dostluk anlaşmasının imzalandığı 1923 yılında köye resmen Polonezköy adı verilmiş. 1938’de ise köyün tüm sakinleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazanmış. İstanbul’a İkinci Boğaz Köprüsü’nün yapılmasıyla köyün kaderi de değişmeye başlamış. Köye ulaşım kolaylaşınca, tarım ve hayvancılık yerini turizme bırakmış. Kısa zamanda Polonezköy’ün kır lokantaları, piknik alanları ve aile pansiyonları büyük bir ilgiyle karşılaşmış.

Yıllar önce köyü terk edenler birer birer geri dönmeye başlamışlar. Köyün turizmle uğraşan ileri gelenleri bugünkü durumu “doğal bir tatil köyüyüz” şeklinde tarif ediyor. Köyde hizmet veren 40 kadar turistik tesis, hafta sonları rezervasyon yaptırmadan gelenleri ağırlamakta güçlük çekiyor. Polonezköylüler, bu ilgiyi kültürlerini ve doğal güzelliklerini korumalarına bağlıyorlar. “Köyün doğal yapısını tahrip etmedik, aksine korumak için elimizden geleni yaptık” diyorlar. Gerçekten de yüksekçe bir yere çıkıp köye baktığınızda sadece yeşillik görüyorsunuz. Yöre sakinleri, dillerini ve kültürlerini korumak için büyük bir özen gösteriyorlar. Günümüzdeki Polonezköy, altı asırlık bir geçmişe sahip Türkiye ve Polonya ilişkilerinin somut bir simgesi gibi. İki kültür arasındaki bu yakın ilişki bugün de sürüyor. Yıl boyu Polonya’dan pek çok bürokrat, sanatçı, işadamı ve öğrenci köyü ziyaret ediyor. Gelenler, “bu kadar güzel bir köyle karşılaşacağımızı hayal bile edemezdik” diyorlar. Yerliler ise bu dostluk anıtını yaşatmak ve güzelliklerini paylaşmak için herkesi köylerine davet ediyor. Bize de bu güzel daveti geri çevirmemek düşüyor.

Köydeki kır evlerinde uzun kahvaltılar açık büfe şeklinde veriliyor. Mangalda et ve sebze çeşitleri ise tercihe göre hazır olarak ya da kendin pişir kendin ye şeklinde sunulabiliyor.

Köy meydanı çevresindeki seyyar tezgâhlarda el yapımı cam eşyalar, dekoratif objeler, ahşap ürünler, oya işleri ve ev reçelleri satılıyor. Köyün kirazı da meşhur.

Köy meydanındaki Kültür Evi Parkı’nı ilginç ahşap heykeller süslüyor. Mimar Sinan Üniversitesi öğrencileriyle Polonyalı sanatçıların ortak bir eseri olan heykeller, Polonezköy’e özgü değerleri betimliyor.

Polonezköy’de bisiklet ve yürüyüş için düzenlenmiş çok keyifli bir parkur var. Toplam 5,4 kilometrelik parkur, jandarma karakolunun yanından başlayıp köyü çevreleyerek Karşı Mahalle’den tekrar meydana ulaşıyor.

Polonezköy’de ev pansiyonlarından havuzlu butik otellere dek uzanan konaklama seçenekleri mevcut. Balayı, diyet, gurme ve sportif amaçlara yönelik hizmetler de sunan tesisler pek çok ünlünün de uğrak yeri.

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Kırlarda Bir Gün

Polonezköy’de koyu gölgeli orman içi patikalarda gezinirseniz, ferah kırlık alanlara mutlaka rastlayacaksınız. Burada kuşlar sizi en güzel şarkılarıyla karşılayacak. Mis kokulu çiçekler arasında kendinizi doğanın kollarında hissedeceksiniz. Mevsimleri izleme yeri olarak kullanabileceğiniz bu yeşil sığınaklarda seçeneğiniz bol olacak: Kitap okumak, çimlerde uzanmak, mangal ziyafeti, hamaklarda şekerleme, uzun yürüyüşler…

Köy meydanındaki Arıcılık Müzesi’nde bal üretimine ilişkin çeşitli objelerin yanı sıra, fotoğraflar ve belgeler bulabilirsiniz. Müzenin satış bölümünde köyün meşhur kestane balı da satılıyor.

Yöre kırları mantar açısından çok zengin. Porcini (prawdziwki), keçisakalı, kanlıca, gelin, şemsiye, yumurta ve ağaç mantarları, çorbadan turşuya, kavurmadan böreğe pek çok yemeği lezzetlendiriyor.

Polonezköy’ün tarihine tanıklık eden en eski mekânlardan biri olan Zosia Teyze Anılar Evinde köyün tarihine ilişkin eşyalar, mektuplar, kitaplar ve fotoğraflar sergileniyor.

Akgün Akova’nın yazı ve fotoğraflarıyla hazırlanan Ayyıldızın Altındaki Kartal: Polonezköy kitabında köyün kuruluşundan bugüne uzanan hikâyesi ilk ağızdan tanıklarla anlatılıyor.

Biliyor Muydunuz?
170. yaşını kutlayan Polonezköy’de geri sayım başladı. Köy, 2014’te Türkiye – Polonya ilişkilerinin başlamasının 600. yılına sürpriz etkinliklerle hazırlanıyor.



Benzer Konular

Görüntüleme:1372, Cevaplar:1

İlginizi Çekebilir >
Alt 28-08-2012, 12:43 #2

DarkDevilz

Forumun Tiryakisi


Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost

Polonezköy: 170 Yıllık Dost





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:18 .